<p>Mihver kuvvetleri liderleri Adolf Hitler ve İtalyan başbakanı Benito Mussolini, Münih’te buluşuyor. Almanya, 1940.</p>

II. Dünya Savaşı’nda Mihver İttifakı

II. Dünya Savaşı sırasında muharip devletler iki önemli ittifakın bünyesinde savaştı: Mihver devletleri ve Müttefik devletler. Mihver ittifakının üç büyük ortağı Almanya, İtalya ve Japonya’ydı. Bu üç ülke, Avrupa kıtasının büyük bölümünde Alman egemenliğini benimsemişti. Akdeniz’e İtalya, Doğu Asya ve Pasifik bölgelerine ise Japonya hâkimdi.

Mihver kuvvetleri, müttefik kuvvetler gibi yabancı ya da askerî politikaları düzenlemek için kurumlar kurmasalar da ortak olarak ilgilendikleri iki konu vardı: 1) bölgesel genişleme, askerî zafere dayalı imparatorluklar kurma ve I. Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzeni yıkma, 2) Sovyet komünizmini yok etme ya da etkisizleştirme.

1 Kasım 1936’da aralarında dostluk antlaşması imzalamalarından bir hafta sonra Almanya ve İtalya, Roma-Berlin Mihveri’ni ilan ederek Avrupa düzeninin dengesini bozmaya yönelik ortak amaçlarını apaçık gösterdiler. Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, yaklaşık bir ay sonra 25 Kasım 1936’da Sovyetler Birliği’ne yönelik Anti-Komintern Paktı’nı imzaladı. İtalya, 6 Kasım 1937’de Anti-Komintern Paktı’na katıldı. Almanya ve İtalya, 22 Mayıs 1939’da Mihver ittifakını askerî hükümlerle resmî hâle getiren Çelik Pakt’ı imzaladı. Almanya, İtalya ve Japonya, son olarak 27 Eylül 1940’ta Mihver ittifakı olarak bilinen Üçlü Pakt’ı imzaladı.

Üçlü Pakt’ın imzalanmasından önce Mihver kuvvetlerindeki iki devlet, II. Dünya Savaşı’nın savaş bölgeleri hâline gelecek çatışmaları başlattı. Japonya, 7 Temmuz 1937’de Çin’i işgal ederek Pasifik bölgesindeki savaşı başlatırken Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesiyle Avrupa’da savaş başladı. Fransa’nın mağlup olacağı belli olunca İtalya, 10 Haziran 1940’ta Mihver kuvvetlerinin yanında II. Dünya Savaşı’na katıldı.

MİHVER İTTİFAKINA KATILAN DİĞER ÜLKELER
1940 Temmuz’unda Fransa’nın mağlup olmasından yalnızca birkaç hafta sonra Hitler, Nazi Almanyası’nın sonraki baharda Sovyetler Birliği’ne saldırması kararını verdi. Almanya, hammaddeleri ve Alman birliklerinin ulaşım haklarını güvence altına almak ve sempatizan güçlerden işgal için gerekli ek birlikleri almak için Güney Avrupa devletlerine Mihver birliğine katılmaları için baskı yapmaya ve çeşitli vaatlerle kandırmaya başladı. Nazi Almanyası, Slovakya’ya ekonomik yardım ve Romanya’ya Sovyet bölgesinde toprak ve askerî korunma teklif ederken, Çekoslovakya ve Romanya topraklarını ilhak etmesi konusundaki desteğinin Slovakya ve Romanya lehine dönebileceği konusunda Macaristan’ı uyardı.

İtalya’nın 1940 sonbaharı sonları ve 1941 kışı sırasında Yunanistan’ı işgal etme teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanması, Almanların Balkanlar’daki güneydoğu kanadını korumalarına yönelik endişelerini artırdı. Yunanistan’ın savaşa katılması ve Yunanistan’ın kuzeyi ve Arnavutluk’taki zaferler, İngiliz kuvvetlerinin Yunanistan’daki Mihver kuvvetlerine karşı bir Balkan cephesi açmasını sağladı. Bu cephe, Almanya’nın işgal planları için hayati önem taşıyan Romanya’daki petrol havzalarını tehdit edebilirdi. Nazi Almanyası’nın Yunanistan’ı kontrol altına almak ve İngilizleri Avrupa ana karasından sürmek için birliklerini Yugoslavya ve Bulgaristan üzerinden geçirmesi gerekiyordu.

28 Ekim 1940’ta İtalya-Yunanistan cephesinin açılmasından sonra, Macaristan ve Balkan Ülkeleri üzerindeki Alman baskısı iyice arttı. 20 Kasım 1940’ta ekonomik ayrıcalık elde etme umuduyla ve Kuzey Transilvanya’yı işgal etmek konusunda aldığı desteği de göz önünde bulunduran Macaristan, Mihver kuvvetlerinin Transilvanya’nın diğer kısımlarını da ele geçirmesine gelecekte yardımcı olmaları beklentisiyle Mihver tarafına katıldı. 1940 Ekim’inde bir Alman askerî heyeti talep etmiş ve almış olan Romanya, 23 Kasım 1940’ta savaşa katıldı. Romanya, Almanların Sovyetler Birliği’ni işgal etmesini sadık bir şekilde destekledikleri ve petrol sevkiyatına devam ettikleri takdirde Sovyet tehdidinin ortadan kalkacağını, Sovyetler Birliği tarafından 1940 yılında ilhak edilen bölgeleri geri alacaklarını ve Kuzey Transilvanya’nın iadesi için Alman desteğini kazanacaklarını umuyordu. “Bağımsız” bir devlet olmasının temelinde aslında hem siyasi, hem de ekonomik olarak Almanya’ya bağımlı olan Slovakya, 24 Kasım’da Romanya’yla aynı yolu izledi.

Sovyetler Birliği’yle ve Yunanistan’ın fiilen müttefiki olan Yugoslavya ile savaşa girmek istemeyen Bulgaristan, Alman baskısına direnerek bekledi. Almanların Trakya’daki Yunan bölgesini vaat etmesi ve Sovyetler Birliği işgaline katılacak olan ülkeler dışında bırakmasıyla Bulgaristan, 1 Mart 1941’de Mihver kuvvetlerine katıldı. Almanlar, Yunanistan’a karşı açılan savaşta Yugoslavya’nın tarafsızlığını, Mihver birlikleri için geçiş haklarını talep etmeden kabul etmişti. Ancak Yugoslavya, 25 Mart 1941’de isteksizce Mihver kuvvetlerine katıldı. İki gün sonra Sırp subaylar, Üçlü Pakt’ı imzalayan hükümeti devirdi. Yugoslavya’nın Nisan ayında Almanya, İtalya, Macaristan ve Bulgaristan tarafından işgal edilmesinin ve parçalanmasının ardından yeni kurulan Bağımsız Hırvatistan Devleti, 15 Haziran 1941’de Mihver tarafına katıldı.

Finlandiya, Mihver kuvvetlerinin Sovyetler Birliği işgaline başlamasından dört gün sonra 26 Haziran 1941’de “harp müttefiki” olarak SSCB’ye karşı savaşa girdi. Bu sayede 1939–1940 Kış Savaşı sırasında kaybettiği toprakları geri almayı umuyordu. Finlandiya, Üçlü Pakt’ı hiçbir zaman imzalamadı.

Japonya’nın 7 Aralık 1941’de Hawaii’ye demir atmış Amerika Birleşik Devletleri filosuna saldırması ve bir hafta içerisinde Almanya ve Avrupa Mihver kuvvetlerinin Birleşik Devletler’e savaş ilan etmesi sonucu, Atlantik ve Pasifik savaşları gerçek bir dünya savaşına dönüştü.

MİHVERİN MAĞLUBİYETİ
Büyük Britanya, ABD ve Sovyetler Birliği liderliğindeki Müttefik kuvvetleri, II. Dünya Savaşı’nda Mihver kuvvetlerini yendi. İtalya, teslim olan ilk Mihver kuvvetiydi. İtalyan Faşist Partisi liderlerinin Faşist lider ve İtalyan diktatör Benito Mussolini’yi görevden almasından altı hafta sonra İtalya, 8 Eylül 1943’te Müttefik kuvvetlerine teslim oldu. Romanya, diktatör Marshal Ion Antonescu’nun devrilmesinden kısa bir süre sonra 23 Ağustos 1944’te taraf değiştirdi. Romanyalı birlikler, savaş sona erene dek Sovyet birliklerinin yanında çarpıştı. Bulgaristan, Sovyetler’in ateşkes antlaşmasını reddetmesinin ardından 8 Eylül 1944’te teslim oldu. Komünistlerin liderlik ettiği Anayurt Cephesi, Mihver yönetimini askerî bir darbeyle devirdi ve Nazi Almanyası’na savaş ilan etti. Finlandiya, 19 Eylül 1944’te Sovyetler Birliği’yle ateşkes antlaşması imzaladı.

1944 Mart’ında Almanların Macaristan’ı ele geçirmesi ana hedeflerinden birine ulaşmalarını sağladı. Bu amaç, Macar liderlerin Romanyalılar gibi Mihver kuvvetlerinden ayrılmasını önlemekti. Macaristan teslim olmadı. Macaristan için savaş, 1945 Nisan’ı başında Sovyetler Birliği’nin son Mihver yanlısı Macar askeri, polisi ile Ok ve Haç hükümeti üyelerini Macaristan’ın batı sınırdan Avusturya’ya sürdüğü gün sona erdi. Alman birliklerinin bir Slovak ayaklanmasını bastırmak için 1944 yazında işgal ettiği Slovakya, savaşta Sovyetler’in Nisan başında başkent Bratislava’yı ele geçirmesine dek Mihver kuvvetlerine bağlı bir kukla devlet olarak kaldı. Hırvat Ustaşa fanatikleri, 1945 Nisan’ı sonunda Tito’nun Partizanları tarafından yakalanana ya da sınırdan Alman işgali altındaki Slovenya ve Avusturya’ya sürülene dek Hırvatistan’da kaldı.

7 Mayıs 1945’te Hitler’in intihar etmesinden bir hafta sonra Nazi Almanyası, Müttefik kuvvetlerine kayıtsız şartsız teslim oldu. Japonya savaşa tek başına devam etti ve 2 Eylül 1945’te resmî olarak teslim oldu.

Thank you for supporting our work

We would like to thank The Crown and Goodman Family and the Abe and Ida Cooper Foundation for supporting the ongoing work to create content and resources for the Holocaust Encyclopedia. View the list of all donors.