<p>Bir mülteci kampında çergilerin yanında duran Ermeni aileler. Osmanlı İmparatorluğu, 1915–16. Fotoğraf Armin T. Wegner tarafından çekilmiştir. Wegner, Alman Sıhhiye Kıtasında sağlık memuru olarak görev yapmıştır. 1915 ve 1916 yıllarında Wegner, Osmanlı İmparatorluğu’nu baştan başa gezmiş ve Ermeniler’e karşı yürütülen mezalimi belgelemiştir. [Armin T. Wegner’in kızı Sybil Stevens’ın izniyle. Wegner Collection, Deutsches Literaturarchiv, Marbach & United States Holocaust Memorial Museum.]</p>

I. Dünya Savaşı ve Ermeni Soykırımı

Kitlesel mezalim ve soykırım suçları, çoğu zaman savaş bağlamında işlenir. Ermeni soykırımı, Yakın Doğu ve Rusya Kafkasyası’nda I. Dünya Savaşı ile yakından ilişkili olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu, İttifak kuvvetlerin (Almanya ve Avusturya-Macaristan) yanında ve İtilaf kuvvetlerine (Büyük Britanya, Fransa, Rusya ve Sırbistan) karşı savaşmıştır.

I. Dünya Savaşı, Jön Türk diktatörlüğüne (İttihat ve Terakki Cemiyeti, İTC) milliyetçi amaçlarını gerçekleştirmek için bir fırsat sunmuştur. Ekonomik bağlar, iki ordu arasındaki yakın ilişkiler ve Rusya’ya karşı savaş açısından bağdaşan toprak emelleri nedeniyle zaten Almanya’ya meyilli olan Jön Türkler hükümeti, 2 Ağustos 1914’te Alman hükümeti ile gizli bir askerî antlaşma yapmış ve resmî olarak 11 Kasım’da İttifak kuvvetlerinin yanında savaşa girmiştir.

İlk Rus akınını geri püskürten Osmanlı birlikleri, Kafkasya’yı (bugünkü Ermenistan ve Gürcistan) işgal etmiş ve askerî pozisyonunu Pers İmparatorluğu’nun (bugünkü İran) içine doğru ilerletmeye çalışmıştır. O kış Türkler Kafkasya’da feci bir yenilgiye uğramış ve İngilizleri Mısır’dan çıkarmada başarısız oldukları Süveyş Kanalı’nda bir başka yenilgi almışlardır. Rus birlikleri, Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal ederek Doğu Anadolu’da Trabzon, Erzurum ve Van vilayetlerine (bu illerin tümünde Ermeni nüfusu fazlaydı) doğru ilerlemiştir. Büyük Britanya ve Fransa, Osmanlıları yenip savaşın dışında bırakmak gayesiyle 1915 Nisan ayının son haftasında Gelibolu’da İmparatorluğa saldırmıştır.

ÇATIŞMA BÖLGELERİNDEKİ ERMENİLER

Osmanlı İmparatorluğu, büyük bir çoğunlukla Müslüman olmasına karşın önemli Hristiyan nüfusları da bulunmaktaydı. Doğu vilayetlerinde Ermeni Hristiyanlar, nüfusun %45’ini oluşturmaktaydı.

Bu baskı altında Osmanlı askerî amirleri, düşman (Rus) çıkarlarına hizmet eden potansiyel bir beşinci kolu temsil ettikleri topraklarda Ermenilerin savaş alanından sürülmesi için baskı yapmıştır. İtilaf kuvvetleri ve hâlen tarafsız olan Birleşik Devletler karşı çıktığında Osmanlı makamları, bu sürgünleri ihtiyatî tedbir olarak açıklamışlardır.

Ocak 1915’te Ruslar, Sarıkamış Muharebesi’nde Osmanlı birliklerini bozguna uğratmış ve Osmanlıların 3. Ordusu, askerlerinin yarısından fazlasını kaybetmiştir. Osmanlı içindeki Ermeni askerleri, genelde sadakatle ve cesurca savaşmış olmasına karşın İTC liderleri, mağlubiyet nedeniyle sözde Ermeni vatan hainlerini suçlamayı tercih etmiştir.

CEPHEDE ZORUNLU ÇALIŞTIRMA VE KATLİAMLAR

Kafkasya ve İran’daki mevzilerden Şubat-Mart 1915 döneminde geri çekilen Osmanlı makamları, potansiyel olarak sadakatsiz görülen nüfusları katletmiş ve bu da bazı Ermenilerin kendini korumak için silahlanmasına yol açmıştır. O yılın Nisan ayında Rus birlikleri işgale geçtiğinde bu silahlı çetelerden bazıları Ruslar’a katılmıştır. Tüm Ermenilerin potansiyel vatan haini olduğu şüphesi kuvvetlenen Osmanlı komutanları, Doğu Cephesi’nde konuşlandırılan kendi Ermeni askerlerini silahsızlandırmış ve zorunlu amele taburlarına hapsetmiştir.

Nisan ayında ve Mayıs başında Ruslar yaklaşırken Ermeni liderlerinin büyük bir kısmı, Osmanlılara itaat etme çağrısında bulunmuş ve çoğu sivil Ermeni de buna uymuştur. Bununla birlikte silahlı bir grup, Van’da Osmanlı garnizonuna karşı ayaklanmış ve 18 Mayıs 1915’te Rusların geldiği tarih itibariyle şehrin kontrolünü ele geçirmiştir. Osmanlı rejimi, bu ayaklanmayı genel bir Ermeni sadakatsizliğinin teyidi olarak görmüştür.

I. DÜNYA SAVAŞI’NIN AKIBETİ

Savaş sonrasında Sevr Antlaşması Kuzeybatı Anadolu’da bir Ermeni Devleti’nin kurulmasına olanak sağladıktan sonra Mustafa Kemal Paşa’nın (Atatürk adını almıştır) yeni rejimi, Batılı kuvvetlerin Anadolu’yu parçalama çabalarına karşı koymuştur. Atatürk, Kasım 1922’de yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni (ülkenin bugünkü sınırları içinde) resmen ilan etmiştir. Sonradan Türkiye ile İtilaf kuvvetleri arasında imzalanan 1923 Lozan Antlaşması’nda Ermenistan ya da Ermeni haklarına ilişkin tüm referanslar çıkarılmıştır.

Savaş sonrasında bazı boşa çıkan yargılamalar yapılmasına karşın mahkemede bu suçlardan sorumlu tutulan Osmanlı failleri olmamıştır.