<p>Kısa bir süre önce Almanya Şansölyesi olarak atanan Adolf Hitler, 21 Mart 1933 günü Almanya’nın Potsdam şehrinde devlet başkanı Paul von Hindenburg’u selamlıyor. Sivil kıyafetle gelen Hitler, ihtişamlı askerî sembolleriyle duran Hindenburg’un önünde eğiliyor. 5 Mart 1933 seçimleri, Hitler’in liderliğini meşrulaştırmıştı.</p>

Bir Lider Yaratmak

“Onu (Hitler) dokunaklı bir bağlılıkla yardımcı, kurtarıcı, dayanılmaz dertleri sona erdirecek kişi olarak gören öyle çok insan vardı ki”.
—Louis Solmitz, Hamburg okul öğretmeni, 1932.

Halkın karizmatik liderlere yoğun özlemi propagandanın kullanımı için verimli bir alan oluşturur. Nazi Partisi lideri Adolf Hitler için kamuoyu nezdinde dikkatli bir imaj çalışması yapan Naziler siyasi olarak çalkantılı Weimar dönemi sırasında iktidar olmak ve ulusal birliği teşvik etmek için bu özlemi kullandılar. Nazi propagandası sayesinde Nazi Partisi siyasi olarak önemli bir konuma hızla yükseldi ve sonunda Nazi yönetimi ulusun kontrolünü ele geçirdi. Özellikle, 1920’lerde ve 1930’ların başlarında seçim kampanyalarında kullanılan malzemeler, ikna edici görsel unsurlar ve halkın gözündeki imajın tedbirli bir şekilde oluşturulması Adolf Hitler etrafında bir “Führer kültü” oluşturdu. Büyük mitinglerdeki, törenlerdeki ve radyodaki konuşmaları sayesinde şöhreti gitgide arttı. Halka mal olmuş bu karakterle, Nazi propagandacıları Hitler’i göreve hazır bir asker, bir baba figürü ve sonunda Almanya’yı kurtaracak Mesih benzeri bir lider olarak sundular.

Modern propaganda yöntemleri (etkili resimler ve basit mesajlar) Avusturya doğumlu Hitler’i aşırı uçta bulunan ve az tanınan bir karakterden 1932 Alman başkanlık seçimlerinde en önemli aday konumuna getirmeye yardımcı oldu. I. Dünya Savaşı propagandaları 1914–1918 arasında cephede asker olarak görev alan genç Hitler’i önemli ölçüde etkilemişti. Diğer pek çok insan gibi Hitler de Almanya’nın savaş alanındaki yenilgi nedeniyle değil, düşman propagandası nedeniyle savaşı kaybettiğine inanıyordu. I. Dünya Savaşı’nın galiplerinin (İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya) kendi kuvvetlerine cesaret veren, Almanların ise savaşma gücünü baltalayan basit ve net mesajlarla zaferi kazandığını düşünüyordu. Hitler simgelerin, söylemin ve imajın gücünü anlamış, kitlelere ulaşmak için basit, somut ve duygusal olarak çekici gelen parti sloganları formüle etmişti.

1933’ten 1945’e kadar, halkın Adolf Hitler'e duyduğu hayranlık, Alman hayatının merkezinde her zaman bulunan bir unsurdu. Nazi propagandacıları liderlerini (Führer) Alman ulusunun vücuda gelmiş hâli, çevresine güç yayan ve Almanya’ya samimi bir şekilde kendini adamış bir karakter olarak sundu. Resmî afişlerle, I. Dünya Savaşı sonrasındaki Versay Anlaşması’nın koşullarıyla ezilmiş Alman ulusunun kurtarıcısı olarak Hitler teması pekiştirildi. Adolf Hitler kültü bilinçli bir şekilde işlenmiş bir kitle fenomeni oldu. Hem Nazi propagandacıları, hem de çeşitli sanatçılar Führer’in resimlerini, posterlerini, büstlerini yaptı ve bunlar kamuya ait mekanlara ve evlere konmak üzere çok miktarda üretildi. Nazi Partisinin yayınevi Hitler’in Mein Kampf (Kavgam) adlı siyasi otobiyografisinden, yeni evliler için baskılar ve görme özürlüler için körler alfabesine göre çevrilmiş baskılar dahil milyonlarca özel baskı üretti.

Nazi propagandası, istikrar getiren, istihdam yaratan ve Almanların büyüklüğünü yeniden ortaya çıkaran üstün yetenekli devlet adamı olarak Hitler’i idolleştirdi. Almanlar Nazi rejimi altında, yarı dinsel formlarda örneğin, Nazi selamı vererek ve sokaklarda diğer insanları “Heil Hitler!” şeklinde sözde “Alman Selamı” ile selamlayarak hayatın her alanında “Führer”e bağlılıklarını göstereceklerdi. Hitler’e olan inanç ulusal birlik bağlarını güçlendirirken, buna uymamak toplumda rejimi ve liderlerini açıkça eleştirmenin hapis cezası ile sonuçlandığı muhalif olmakla eşdeğer sayıldı.

Thank you for supporting our work

We would like to thank The Crown and Goodman Family and the Abe and Ida Cooper Foundation for supporting the ongoing work to create content and resources for the Holocaust Encyclopedia. View the list of all donors.