Map used as trial evidence [LCID: 2005de3g]

Holokost’u İnkâr Edenler ve Halkı Yanlış Bilgilendirme

Holokost’u inkâr etme ve Holokost ile ilgili gerçekleri basite indirgeme ya da çarpıtma, Yahudi karşıtlığının bir türüdür.

Holokost’u inkâr edenler, olaylara ilişkin sağlam kanıtları göz ardı ederek Holokost’un müttefiklerin, Sovyet komünistlerin ve Yahudilerin kendi çıkarları doğrultusunda uydurdukları bir mit olduğunu savunurlar. İnkârcıların “mantığına” göre müttefikler, 1945’te Almanya’yı işgal etmek ve Nazi sanıklara “ağır” işkencelerde bulunabilmek için “Holokost mitine” gerek duyuyorlardı. Holokost’u inkâr edenler ayrıca Yahudilerin, Almanya’dan yüklü miktarlarda tazminat alabilmek ve İsrail Devleti’nin kuruluşunu haklı çıkarmak için “Holokost mitine” ihtiyaç duyduklarını iddia etmektedir. Bu kişiler, II. Dünya Savaşı’ndan galip çıkan devletlerin, Yahudilerin ve İsrail’in dahil olduğu büyük bir komplo ile kendi çıkarları doğrultusunda Holokost propagandası yaptıklarını da iddia ederler.

İnkârcılar, Holokost ile ilgili gerçeklerden sadece birine kuşkuyla bakılmasını sağladıkları takdirde olaylarla ilgili tüm tarihsel gerçeklerin doğruluğunu yitireceğini düşünmektedirler. Tarihsel olaylara ilişkin kanıtları yok sayarlar ve Holokost gerçekliğinin aksini ispatladığını düşündükleri tezleri öne sürerler.

İçlerinden bazıları, Holokost’u tanımlayan ya da Hitler’in Holokost emrini verdiği imzalı bir belge olmadığı için Holokost’un başlı başına bir aldatmaca olduğunu söylerler. Bu tezi savunmak adına Nürnberg’de sunulan tüm kanıtları reddederler. Nazi hükümetinin soykırım hedefinin ve binlerce emrin, yazışmanın ve katliam sürecini belgeleyen kayıtların sonradan üretilmiş olduğunu söyleyerek suçlamalarda bulunurlar. Belgelerin sahte olduğunu kanıtlayamadıklarında ise belgelerin kasten yanlış yorumlandığını iddia ederler. Dahası bazı inkârcılar, müttefiklerin katliamda yer aldıklarına dair ifadeler vermeleri için sanıklara işkence ettiklerini ve Nazilerin Yahudilere karşı işledikleri suçlar hakkında şahitlik edenlerin kendi çıkarları uğruna yalan söylediklerini savunurlar.

Bazıları da hayatını kaybeden “az sayıdaki” Yahudinin, doğal nedenlerle öldüğünü ya da işledikleri suçlar nedeniyle Nazi hükümeti tarafından yasalara uygun olarak idam edildiğini iddia eder. Savaş sırasında öldürülen Yahudi sayısının, Yahudiler ve müttefik güçler tarafından kasten abartılı olarak yansıtıldığını söylerler. Holokost tarihçileri, ellerindeki geçerli tarihsel kaynaklara ve demografik yöntemlere dayanarak Holokost’ta öldürülen Yahudi sayısının 5,1 ila 6 milyon arasında olduğunu söyler. Holokost’u inkâr edenler, kabul edilen bu aralıkta kesin bir ölü sayısı verilememesini tüm Holokost tarihinin uydurma olduğuna ve II. Dünya Savaşı’nda ölen Yahudi sayısının abartıldığına dair bir kanıt olarak gösterirler.

Nazilerin Yahudileri gaz odalarında öldürmediğini savunanlar da vardır. Ölüm merkezlerinin varlığını inkâr ederler. İnkârcılar Auschwitz üzerinde yoğunlaşarak Nazilerin Auschwitz’te Yahudileri öldürmek için gaz odalarını kullandıklarını yalanladıkları takdirde tüm Holokost tarihinin de yalan olduğunu ispatlayacaklarına inanırlar.

Bilimsel yöntemleri ve uygulamaları taklit ederek görüşlerinin gerçek doğasını gizleyerek halkı aldatmaya çalışırlar. Yazılarında diğer inkârcıların yayınlarından alıntılar yaparak dipnotlar kullanırlar ve sahte bilimsel toplantılar düzenlerler.

Yanlış bilginin kolay ve hızlı bir şekilde yayılmasına olanak tanıması nedeniyle İnternet üzerinden gerçekleştirilen Holokost inkârı büyük bir sorun teşkil eder. İfade özgürlüğünü sağlayan Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’ne göre, Holokost’u reddetmek ya da Nazi propagandası yapmak ve Yahudi karşıtı nefret söyleminde bulunmak suç değildir. Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri ise Holokost’un reddini suç olarak niteler ve Nazi ve Neo-Nazi yayınlarına yasak getirir. İnternet bugün Holokost inkârının ana kaynağıdır; Holokost’u inkâr eden örgütler, bu kanalla üye toplamaktadır.