Storefronts of Jewish-owned businesses damaged during the Kristallnacht ("Night of Broken Glass") pogrom.

Kristallnacht (Kırık Camlar Gecesi)

9–10 Kasım 1938 gecesi, Nazi Alman liderleri, ülke çapında Yahudi karşıtı bir ayaklanma başlattı. Yaşanan şiddet olaylarının Yahudilere karşı halkın kendiliğinden patlayan bir öfke gösterisi gibi görünmesi amaçlanmıştı. Gerçekte bu devlet destekli vandalizm, kundaklama ve terördü. Bu olay, Kırık Camlar Gecesi olarak anılmaya başlandı. Kasım Soykırımı olarak da anılmaktadır.

Önemli gerçekler

  • 1

    Kırık Camlar Gecesi’nde Naziler 1.400’den fazla sinagogu yaktı, Yahudilere ait binlerce işyerini tahrip etti, Yahudilerin evlerine ve apartmanlarına girdi ve Yahudilerin dinî eşyalarına saygısızlık etti. Ayrıca Yahudilere saldırıp onları aşağıladılar ve öldürdüler.

  • 2

    Kırık Camlar Gecesi ile ilgili olarak Alman polisi, yaklaşık 26.000 Yahudi erkeği sırf Yahudi oldukları için toplama kamplarına hapsetti.

  • 3

    Kırık Camlar Gecesi’nin ardından Nazi rejimi, Yahudi toplumunun 1 milyar Reichsmark “kefaret ödemesi” yapmasını emretti. Rejim, ayrıca hızla çok sayıda Yahudi karşıtı yasa ve kararnameyi yürürlüğe koydu.

Kırık Camlar Gecesi, 9 ve 10 Kasım 1938 tarihlerinde Nazi Almanyası’nda meydana gelen ülke çapında gerçekleşmiş şiddetli bir Yahudi karşıtı ayaklanmaydı. Kırık Camlar Gecesi’nde Naziler ve diğer Almanlardan oluşan gruplar Yahudilerin ibadet yerlerini, dükkân ve işyerlerini, evlerini ve insanlarını hedef aldı. Failler arasında Nazi Partisi yetkilileri ve başta SA, SS ve Hitler Gençliği olmak üzere Nazi Partisi örgütlerinin üyeleri yer aldı. Bu Nazi örgütlerine bağlı olmayan Alman siviller de katılım gösterdi. Birçoğu, tahrip edilen Yahudi ev ve işyerlerinden eşya çalma ve Yahudi komşularını alenen aşağılama fırsatını değerlendirdi.

Üst düzey Nazi liderleri, Kırık Camlar Gecesi ayaklanmasını koordine etti ve kışkırttı. Ancak bunun Yahudilere karşı kendiliğinden gelişen bir halk öfkesi patlaması gibi görünmesini amaçladılar. Şiddeti Yahudi bir gencin Alman bir diplomatı öldürmesine verilen kendiliğinden bir tepki olarak resmettiler. Ancak şiddet, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Nazi yetkilileri, bu olayı isyanı başlatmak için bir bahane olarak kullandı.

Kırık Camlar Gecesi, devlet destekli bir vandalizm ve kundaklamaydı. Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels ve diğer üst düzey Naziler, Nazi lideri Adolf Hitler’in desteğiyle isyanı aktif bir şekilde koordine ettiler.

Neden “Kırık Camlar Gecesi” olarak adlandırılıyor?

Kasım 1938’de ülke çapında gerçekleşen Yahudi karşıtı ayaklanma, birçok isimle anılmaktadır. 

Kasım 1938’de Nazi Almanyası yetkilileri, olayları genellikle Aktion (“operasyon” ya da “eylem” anlamına gelmektedir) olarak adlandırdı. Bazen buna “Yahudi eylemi” ya da “intikam eylemi” diyorlardı.

Yahudi bireyler ve gruplar ise bu olayları sıklıkla bir pogrom (soykırım) olarak adlandırdı. Pogrom kelimesi, Rusçadan gelmektedir ve 19. yüzyıldan beri Rus İmparatorluğu ve ötesinde Yahudilere karşı kitlesel şiddeti tanımlamak için kullanılmıştır. Yahudi gözlemciler, bu terimi kullanarak olayı Yahudi karşıtlığı ve Yahudi karşıtı şiddetin daha uzun bir tarihsel bağlamı içine yerleştirdiler. “Pogrom” kelimesi, Kırık Camlar Gecesi ile ilgili Amerikan basınında da sıkça yer almıştır.

Nihayetinde Reichskristallnacht terimi, Nazi döneminde Alman halkı arasında popüler bir kullanım hâline geldi. Bu sözcük, “Reich Kırık Camlar Gecesi” anlamına gelir. Bu terim, Almanya sokaklarını kaplayan kırılmış pencere camı parçalarına bir göndermeydi. “Reichskristallnacht,” daha sonra “Kristallnacht” olarak kısaltılmıştır. Kristallnacht, genellikle “Kırık Camlar Gecesi” olarak tercüme edilir.

Bugün Kristallnacht olayları, Almancada yaygın olarak Reichspogromnacht (Reich Pogrom Gecesi) ya da Novemberpogrom (Kasım Pogromu, Soykırımı) olarak anılmaktadır.

Kırık Camlar Gecesi’ne Giden Süreç

Kırık Camlar Gecesi’nin gerçekleştiği 1938 yılı, Nazi Almanyası’nda bir dönüm noktası olmuştur. O yıl Nazi Almanyası, ideolojik hedeflerini daha agresif bir şekilde takip etmeye başladı. Mart ayında Avusturya’yı ve Eylül–Ekim aylarında Sudetenland’ı ilhak ederek topraklarını genişletti.

1938 yılı boyunca Nazi rejimi, giderek daha kısıtlayıcı ve şiddetli Yahudi karşıtı önlemler aldı. Amaçları, Yahudileri Nazi Almanyası’ndan çıkarmaktı. Bu bağlamda Nazi rejimi, Almanya’da ve ilhak edilmiş topraklarında yaşayan Polonya vatandaşlığına ve pasaportuna sahip Yahudileri hedef aldı. 27–29 Ekim 1938’de Alman yetkililer, çoğu Almanya’da doğmuş olan 17.000’den fazla Yahudiyi toplayarak sınır dışı etti. Genellikle Polenaktion (Polonya Eylemi) olarak adlandırılan bu eylem, Yahudilerin Nazi Almanyası’ndan ilk toplu sürgünüdür.

Nazi Almanyası yetkililerinin sınır dışı ettiği kişiler arasında Grynszpan ailesi de vardı. Zyndel ve Ryfka Grynszpan (1911’de Almanya’ya göç etmişlerdi), iki çocuklarıyla birlikte Hanover’den Polonya’daki Zbąszyń’e sürüldü. O sırada 17 yaşındaki oğulları Herschel, Paris’te yaşıyordu. Herschel, ailesinin sürgün edildiğini öğrendikten sonra Paris’teki Alman Büyükelçiliği’ne gitti. Orada 7 Kasım sabahı, Alman diplomat Ernst vom Rath’ı vurarak ölümcül şekilde yaraladı. Herschel muhtemelen ebeveynlerinin, kardeşlerinin ve Polonya vatandaşı olan diğer Yahudilerin Almanya’dan sürgün edilmesine duyduğu öfkeyle hareket etmişti.

Nazi rejimi, vurulma olayını Yahudi karşıtı bir ayaklanma başlatmak için bahane olarak kullanmayı tercih etti. Propaganda Bakanı Goebbels, 7 Kasım’dan itibaren Alman basınının Rath’ın vurulmasına yönelik tepkisini koordine etti. Nazi gazeteleri, saldırıyı kamuoyuna duyurdu. Olaydan tüm Yahudileri sorumlu tutarak Yahudi karşıtı şiddeti körüklediler. Nazi rejimi, Grynszpan’ın dünya çapında bir Yahudi komplosunun parçası olduğunu iddia etti. Bazı yerlerde yerel Naziler, işi kendi ellerine alarak sinagoglara ve Yahudilere ait işletmelere saldırdılar.

Kırık Camlar Gecesi’ndeki Kışkırtmalar: Çarşamba Gecesi, 9 Kasım 1938

Rath’ın vurulmasına yönelik Nazi öfkesi, 9 Kasım akşamı doruğa ulaştı.

17:30, 9 Kasım 1938: Rath’ın Ölümü

9 Kasım’da Almanya’nın dört bir yanından gelen Nazi Partisi liderleri, Hitler’in 1923’te Almanya’da iktidarı ele geçirmeye yönelik başarısız girişimi olan Birahane Darbesi’nin yıllık anma töreni için Münih’te bir araya geldi. O akşam Hitler ve diğer Nazi liderleri, Ernst vom Rath’ın yaralarından dolayı öldüğünü öğrendiler. O andan itibaren Kırık Camlar Gecesi olayları hızla gelişti.

21:30–22:00, 9 Kasım 1938: Goebbels’in Konuşması

Rath’ın ölüm haberinin ardından Hitler ve Goebbels, ülke çapında Yahudi karşıtı bir ayaklanma başlatmaya karar verdi. Saat 21:30 ya da 22:00 civarında Goebbels, Münih’te toplanan Nazi ileri gelenlerine ateşli bir Yahudi karşıtı konuşma yaptı. Konuşmadan sonra Nazi yetkilileri, seçim bölgelerini arayarak Goebbels’in talimatlarını ilettiler.

23:55, 9 Kasım 1938: Gestapo Emirleri

Gestapo Şefi Heinrich Müller, Yahudilere karşı geniş çaplı bir eylem için dâhili bir bildiri yayınladı. 20.000–30.000 Yahudi erkeğin tutuklanmasını emretti. Polise “zengin Yahudiler”i gözaltına almaya odaklanmaları talimatını verdi.

1:20, 10 Kasım 1938: Heydrich’in Polise Talimatları

Saat 1:20’de Güvenlik Polisi ve SD Şefi Reinhard Heydrich, Alman polis güçlerine daha ayrıntılı emirler gönderdi. Polise “gösteri” olarak adlandırdığı olaylara müdahale etmemesi talimatını verdi. Bunun yerine şunları yapmalarını istedi:

  • ayaklanmaların Yahudi olmayanların can ve mal güvenliğini tehdit etmediğinden emin olmak;
  • i̇syancıların, vandalizmin hedefi olan Yahudilere ait ev ve dükkânlardan herhangi bir eşya çalmamalarını sağlamak; 
  • tüm sinagog arşivlerini çıkarmak ve Güvenlik Hizmeti’ne (Sicherheitsdienst ya da SD) devretmek ve 
  • genç, sağlıklı, varlıklı Yahudi erkekleri tutuklamak.

Heydrich’in emri, polise vandalizm ve kundakçılık da dâhil olmak üzere suçların müdahale edilmeden gerçekleşmesine izin verilmesi talimatı anlamına geliyordu.

Kırık Camlar Gecesi: 9–10 Kasım’da Şiddet

Ayaklanma talimatları, 9 Kasım gecesi geç saatlerde Münih’teki Nazi liderlerinden Almanya’nın diğer bölgelerine ve ilhak edilmiş topraklarına yayıldı. Gece yarısı ve ertesi gün SA, SS ve Hitler Gençliği’ne bağlı Nazilerden oluşan gruplar saldırıya başladı. Küçük kasabalarda ve büyük şehirlerde bulundukları topluluklarda ortalığı kasıp kavurdular. Bazen Nazi üniformalarını giydiler. Diğer zamanlarda ise sivil kıyafetlerle ortaya çıktılar. Sıradan Alman siviller, genellikle isyana katılmayı tercih etti. Failler ve mağdurlar—özellikle küçük kasaba ve köylerde—sıklıkla birbirlerini tanıyorlardı.

"Kristallnacht": nationwide pogrom

Kristallnacht (kelime anlamıyla, “Kristal Gece”) Almanca’dan genellikle “Kırık Camlar Gecesi” olarak çevrilir. 9 ve 10 Kasım 1938 günleri yaşanan şiddetli Yahudi karşıtı pogromu ifade eder. O zamanlara kadar Avusturya’yı ve Çekoslovakya’nın Sudetenland bölgesini de kapsayan pogrom tüm Almanya’da gerçekleşti. Alman İmparatorluğu’nda bulunan yüzlerce sinagog saldırıya uğradı, yakılıp yıkıldı, yağmalandı ve tahrip edildi. Çoğu ateşe verildi. İtfaiyecilere, sinagogların yanmasına müsaade etmeleri ancak alevlerin yakındaki binalara sıçramasını engellemeleri emredildi. Yahudilerin sahip olduğu binlerce mağazanın vitrinleri kırıldı ve mağazalardaki mallar yağmalandı. Yahudi mezarlıklarına tecavüz edildi. Pek çok Yahudi, Fırtına Birlikleri (SA) çeteleri tarafından saldırıya uğradı. Pogromda en az 91 Yahudi öldü.

Katkıda bulunanlar:
  • US Holocaust Memorial Museum

Yanan Sinagoglar

Kırık Camlar Gecesi sırasında Nazilerden oluşan gruplar, Almanya ve ilhak edilmiş topraklarında 1.400’den fazla sinagogu tahrip etti. Ayrıca—Yahudi mezarlıklarındaki ibadethaneler de dâhil olmak üzere—diğer Yahudi dinî ve toplumsal yapılarını da tahrip ettiler. Çoğu durumda yerli Naziler, sinagogları ateşe verdiler. Bazen binaları yıkmak için patlayıcılar kullandılar. Yerel itfaiyeciler beklemedeydi. Sadece alevlerin yakındaki binalara sıçramasını önlemek için emir almışlardı.

Almanya’daki sinagoglar, gece boyunca ve ertesi gün halkın gözü önünde yakıldı. Birçok durumda yakılan sinagog, kalabalık seyirci topluluklarının izlediği bir kamu gösterisine dönüştü. Bazı bölgelerde Yahudiler, enkazı temizlemek zorunda kaldı.

Birçok kasabada Alman okul çocukları, bu halka açık gösteriyi izlemek ve bu gösterilere katılmak üzere getirildi.

Tevrat’a Saygısızlık

Naziler, Yahudilerin ibadethanelerini hunharca yıkmanın yanında dinî metinlere ve dua şalları gibi diğer kutsal Yahudi nesnelerine ve kıyafetlerine de saygısızlık ettiler. Almanya ve ilhak edilen topraklar boyunca Nazilerden oluşan gruplar kutsal Tevrat parşömenlerini yere atarak, yırtarak, yakarak ya da nehirlere atarak yok ettiler.

Bazı durumlarda failler, yerel hahamı ve Yahudi cemaatinin diğer üyelerini bu kutsal değerlere saygısız eylemleri izlemeye ve hatta katılmaya zorladılar.

Yahudilere Ait İş Yerlerine Zarar Verme

Almanya genelinde ve ilhak edilen topraklarda Nazilerden oluşan gruplar, Yahudilere ait binlerce mağaza ve işyerini tahrip etti. Vitrin camlarını kırdılar, dükkânlardaki eşyaları tahrip ettiler ve duvar yazıları yazdılar. Rejim, halka yağma yapmamaları talimatını vermiş olsa da hırsızlık yaygındı. Bu neredeyse beş yıl süren Nazi propagandası, boykotlar ve tehditlerin doruk noktasıydı.

Yahudi Konutlarına Girme ve Zarar Verme

Silahlı Nazi grupları, binlerce Yahudiye ait eve zorla girip buraları tahrip ederek ev sakinlerine dehşet saçtı. Bazı durumlarda içeri girmek için kapıları kırdılar. Failler, Yahudilerin pencerelerine taş ve tuğla attılar. Bu olaylar, genellikle gecenin bir yarısında Yahudilerin yataklarından sürüklenerek çıkarılmasıyla gerçekleşti.

İsyancılar insanların mobilyalarını pencerelerden dışarı fırlattı ve tabaklarını, cam eşyalarını, pencerelerini ve aynalarını kırdı. Kitaplarının sayfalarını yırttılar. Vandallar, Yahudi ailelerin çarşaflarını, saatlerini, oyuncaklarını, sanat eserlerini, müzik aletlerini, giysilerini ve diğer kişisel eşyalarını tahrip ettiler. Failler, eşyaları parçalamak için balyoz ve balta kullandılar. Battaniyeleri ve yastıkları bıçaklarla keserek açtılar, evleri ve sokakları tüylerle kapladılar. Diğer eşyaları yok etmek için su ve mürekkep kullandılar. Birçok olayda failler, Yahudilerin değerli eşyalarını çaldılar. Bazı şehirlerde Nazi çeteleri Yahudi yetimhanelerine, huzurevlerine ve hastanelere bile saldırdı.

Yahudilerin evlerine yönelik şiddetli saldırılar, mağdurlar için sarsıcı bir ihlaldi. Daha önce Yahudi karşıtı önlemlerin çoğu, kamusaldı ve iş ve işletmelerle ilgiliydi. Kırık Camlar Gecesi, Yahudiler için evin kamusal dışlanma ve tehlikeden uzak bir sığınak olabileceği yanılgısını yerle bir etti.

Yahudileri Alenen Aşağılama ve Eziyet Etme 

Naziler, ayrıca Kırık Camlar Gecesi’nde Yahudileri alenen aşağıladılar ve onlarla alay ettiler. Onları aşağılayıcı işler yapmaya zorladılar. Bu görevler, kasabadan kasabaya değişmekle birlikte Yahudilerin yaşları ya da sağlık durumları gözetilmeksizin jimnastik ve başka egzersizler yapmaya zorlanmasını; köpek gibi emekleyip havlamaya mecbur bırakılmalarını; yıkımın kutlanması için dans etmelerini; Nazi şarkıları söylemelerini ve Adolf Hitler’in Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabından yüksek sesle parçalar okumalarını da içeriyordu.

Alman kalabalıklar, aşağılamaya katıldı. Yahudi komşularına tükürdüler, çamur attılar ve onlarla alay ettiler. Mağdurlar, genellikle hâlâ pijamalarıyla dolaşıyorlardı.

Yahudi İnsanlara Saldırma ve Onları Öldürme

Kırık Camlar Gecesi’nde Nazilerden oluşan çeteler, Yahudilere şiddetle saldırdı ve hatta onları öldürdü. Nazilerden oluşan gruplar, insanların evlerini işgal ederken sık sık Yahudileri dövdüler ve fiziksel olarak taciz ettiler. 9–10 Kasım tarihlerinde Yahudilere cinsel saldırıda bulunan, ateş eden ve onları bıçaklayan kişilerin olduğu belgelenmiştir.

Kırık Camlar Gecesi’nde ve takip eden süreçte yüzlerce Yahudi, hayatını kaybetti. Bazıları, isyan sırasında kasıtlı olarak öldürüldü. Diğerleri vuruldu, bıçaklandı ya da o kadar ağır dövüldü ki daha sonra aldıkları yaralar nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Buna ek olarak Yahudi insanlar, isyanın şokundan kaynaklanan kalp krizi gibi tıbbî olaylar nedeniyle hayatlarını kaybetti. Kırık Camlar Gecesi’nde ve sonrasında yüzlerce Yahudi, intihar ederek öldü.

Yahudi Erkeklerin Tutuklanması ve Toplama Kamplarında Hapsedilmesi

Kırık Camlar Gecesi’nde polis, üst düzey Nazi yetkililerinin emriyle on binlerce Yahudi erkeği tutukladı. Bu, Nazi rejiminin Yahudileri sırf Yahudi oldukları için kitlesel ölçekte hapsettiği ilk örnekti. Bu tutuklamalar, Yahudi toplumunu dehşete düşürdü.

Müller ve Heydrich tarafından verilen emirler doğrultusunda Alman polisi, 10 Kasım sabahının erken saatlerinde tutuklamaları gerçekleştirmeye başladı. SS ve SA mensupları, Alman polisine yardım ederek sık sık Yahudi erkekleri gözaltına alıyor ve kötü muamelede bulunuyordu. Tutuklanan erkekler genellikle yerel bir hapishanede, polis karakolunda ya da büyük bir nezarethanede tutuluyordu. Pek çok olayda yetkililer, tutukladıkları kişileri yerel halkın gözü önünde sokaklarda yürüttüler.

Tutuklananlardan bazıları, serbest bırakıldı; ancak çoğu Dachau, Buchenwald ve Sachsenhausen toplama kamplarına nakledildi. Toplamda yaklaşık 26.000 Yahudi erkek, üç kampta hapsedildi. Kamp sistemi, bu kadar çok sayıda mahkûm için yeterince hazırlıklı değildi. Yahudi erkekler ilkel, aşırı kalabalık ve sağlıksız koşullarda barındırılıyordu. Kamplarda SS muhafızları Yahudi erkeklere zalimce ve gaddarca davranıyor, düzenli olarak bağırıyor ve onları dövüyorlardı. Katlandıkları vahşi muamelenin bir sonucu olarak yüzlerce kişi, kamplarda hayatını kaybetti. 

Yahudi erkeklerin çoğu, birkaç hafta sonra serbest bırakıldı. Bazı durumlarda işletmelerini devretmek ya da göç etme planları olduğunu kanıtlamak zorunda kaldılar. Eşleri, anneleri ve diğer aile üyeleri, özgürlüklerini güvence altına almak için Nazi rejimine cesurca karşı koydular. 

Nazi Rejimi ve Kırık Camlar Gecesi’nin Ardından Yaşananlar

Kırık Camlar Gecesi isyanı, yaklaşık 24 saat sürdü. Şiddet sona erdiğinde Nazi rejimi ekonomik, yasal ve kamusal sonuçlarla uğraşmaya başladı. Rejim ayaklanmayı koordine etmiş olsa da Nazi liderleri, bunu dikkatli bir şekilde planlamamıştı. Sonuçlarla tam olarak nasıl başa çıkacakları, tamamen doğaçlama verilecek bir karardı.

Şiddetin Durdurulması

Nazi rejimi, 10 Kasım 1938 günü saat 16.00’da isyanı bastırdı.

Joseph Goebbels, radyodan yayınlanan bir bildiride kısmen şu ifadelere yer verdi: “Tüm halka, Yahudilere karşı bundan sonra yapılacak her türlü gösteri ve eylemden vazgeçmeleri yönünde kesin bir emir verilmiştir... Paris’teki Yahudi suikastına verilecek kesin yanıt, Yahudilere yasalar ve kararnameler yoluyla iletilecektir.”

Açıklama, ertesi gün gazetelerin birinci sayfalarında yer aldı. İçeride de çeşitli Nazi Partisi liderleri, isyanı bastırmaya çalıştı. Bu emirlere karşın çete şiddeti, ertesi gün de devam etti.

Yurt İçinde Kamuoyu ile Mücadele 

Kırık Camlar Gecesi’nin yol açtığı geniş çaplı yıkım—şiddete ve sonrasında yaşananlara ilk elden tanıklık etmiş olan Alman halkı da dâhil olmak üzere—pek çok insanı şoke etti. Birçok Alman isyana coşkuyla katılmış ve Yahudi komşularını alenen aşağılamış olsa da diğer birçok Alman, buna katılmamıştı. Birkaçı, yardım etmek için araya girdi. Bazıları, Yahudi komşularıyla dayanışma içinde olduklarını ifade etti ya da failleri eleştirdi. Özellikle değerli mülklerin sorumsuzca tahrip edilmesi, hiç hoş karşılanmadı. Bazı Almanlar, sinagoglara yönelik saldırıları kınadı çünkü bunlar ibadethanelere yönelik saldırılardı. Hıristiyan liderlerden bile bazı itirazlar geldi.

Kamuoyunu Naziler lehine şekillendirmeyi uman Goebbels, Nazi basınına Kırık Camlar Gecesi olaylarının ciddiyetini küçümsemeleri talimatını verdi. Nazi propagandası, Yahudilere acımasızca saldırmaya ve Herschel Grynszpan’ı şeytanlaştırmaya devam ederken Yahudi karşıtı bir isyanın bir daha olmayacağını da vurguladı.

Yahudileri Maddi Zararı Ödemeye Zorlama

Nazi rejimi, ayrıca isyanın ekonomik sonuçlarıyla da uğraşmak zorunda kaldı. Başta Hermann Göring olmak üzere bazı Nazi liderleri, maddi hasarın boyutunun Alman ekonomisine zarar verecek kadar büyük olmasından korkuyordu. 12 Kasım’da Göring, üst düzey Nazi liderlerinin katıldığı bir toplantıya liderlik etti ve Hitler’den gelen emirleri açıkladı. Bu emirler arasında şunlar yer alıyordu:

  • Yahudilerden “Yahudilerin Alman halkına ve Reich’a karşı düşmanca tutumları” nedeniyle “kefaret ödemesi” olarak bir milyar Reichsmark ceza ödemeleri istenecekti; 
  • Yahudi mal sahipleri, isyancıların neden olduğu hasarı ödemek ve onarmakla sorumlu tutulacaktı ve
  • Yahudiler, zarar gören mülkleri için sigorta ödemesi alamayacaklardı. Bunun yerine ödemelere Alman hükûmeti tarafından el konulacaktı.

Bu önlemler bir araya geldiğinde Almanya’daki Yahudiler, kendilerine saldıran Nazi Alman rejimine ödeme yapmaya zorlandı. Bu durum, Almanya’daki Yahudileri daha da yoksullaştırdı.

Yasal Sonuçlarla Yüzleşme

İsyancıların 9–10 Kasım gecesi yaptıklarının çoğu, yasalara aykırıydı. Almanya’da binaları ateşe vermek, insanların evlerine girmek ve mağazaları tahrip etmek, yasa dışıydı. Ancak polise müdahale etmemesi talimatı verilmişti. Neredeyse her durumda bu emre uydular.

Adalet Bakanlığı, 19 Kasım’da Alman savcılara gizli bir talimat göndererek 9–11 Kasım olaylarıyla ilgili davalarda nasıl hareket etmeleri gerektiğini bildirdi. Savcılara sinagoglara, Yahudilere ait dükkânlara ya da Yahudi konutlarına yönelik maddi hasar davalarını takip etmemeleri söylendi. Ancak yağma, cinayet ve Aryanlara karşı işlenen suçları kovuşturmaları talimatı verildi. Gestapo, ilk soruşturmaları yürütmekten sorumluydu ve çoğu dava düşürüldü. Sonuçta Nazi rejimi, cinsel saldırı da dâhil olmak üzere bazı suçlar için bazı kişileri cezalandırdı. Ancak faillerin çoğu hafif cezalar aldı.

Kırık Camlar Gecesi Sonrası Yahudi Karşıtı Yasa ve Düzenlemeler

Kırık Camlar Gecesi’ni takip eden ay içinde Nazi rejimi, Yahudileri hedef alan bir dizi yasa ve kararnameyi yürürlüğe koydu. Diğer şeylerin yanı sıra bu önlemler Yahudilerin ateşli silah taşımasını, perakende satış mağazaları işletmesini, kamu yardımlarının çoğunu almasını ve devlet okullarına gitmesini yasakladı. 28 Kasım’da Alman hükûmetinin çıkardığı bir kararname, eyalet yetkililerinin ve yerel yetkililerin Yahudilerin kamusal alanda ne zaman ve nerede görünebileceğine dair kısıtlamalar getirmelerine izin verdi. Bu, sokağa çıkma yasakları ve Yahudilerin hareketlerini kısıtlayan diğer önlemler için yasal zemin hazırladı. Son olarak 3 Aralık 1938 tarihli bir kararname, Yahudilere ait işyerlerinin ve mülklerin devralınmasını düzenledi. Yaygın bir hırsızlık anlamına gelen bu sürece “ ” adı verildi. 

Bu yasa ve kararnameler toplamı, Yahudileri Alman ekonomik ve sosyal yaşamından neredeyse tamamen uzaklaştırdı. Bu durum, Nazilerin Yahudi karşıtı politikalarında ciddi bir tırmanışa işaret ediyordu. Amaç, Yahudileri Nazi Almanyası’nı terk etmeye zorlamak ve mümkün olduğunca çok mal ve mülke el koymak için her türlü yöntemi kullanmaktı.

Kırık Camlar Gecesi’ne Uluslararası Tepkiler

Avrupa ve Kuzey Amerika’da Kasım 1938 olayları, basında geniş yer buldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde gazeteler, ayaklanmalara geniş yer verdi. ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, Nazi Almanyası’nın Yahudilere yönelik saldırılarını kınadı. Başkan, ayrıca ABD’nin Almanya Büyükelçisi Hugh Wilson’ı istişarelerde bulunmak üzere ABD’ye geri çağırdı. Büyük Britanya’da hükûmet, yardım gruplarının Kindertransport’ları organize etmesine izin vererek binlerce çocuğun Nazi kontrolünden kaçmasına yardımcı oldu.

9 Kasım 1938'de Naziler, Yahudilere karşı ulusal çapta bir pogrom (katliam) düzenledi. “Kristal Gece” (Kırık Camlar Gecesi) olarak bilinen pogrom sırasında Storm Troopers (SA) Yahudilere ait binlerce iş yerini ve yüzlerce sinagogu yerle bir etti. Bu süre zarfında yaklaşık 100 Yahudi hayatını kaybetti. Bu sahne, New York'taki bir protesto mitinginden alınmıştır. Haham Stephen S. Wise, Amerikalı Yahudi toplumunun öfkesini dile getirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin resmî protestosunun bir parçası olarak, Franklin D. Roosevelt, Almanya'daki Amerikan büyükelçisini geri çağırdı.

Katkıda bulunanlar:
  • Grinberg Archives

 

Kırık Camlar Gecesi neden önemlidir?

Kırık Camlar Gecesi, bir dönüm noktasıydı. O dönemde gözlemciler, bunu genellikle vahşet ya da barbarlık olarak adlandırıyordu. Pek çok kişi bunun uygarlığın ve ilerlemenin temel kurallarını ihlal ettiği konusunda ısrar etti.

Söz konusu şiddet eylemleri, daha önce görülmemiş şeyler değildi: Vandalizm ve saldırı, yıllardır Nazilerin Yahudi karşıtı taktikleriydi. Ancak Kırık Camlar Gecesi, şok ediciydi. O gece Almanya’nın ve ilhak edilmiş topraklarının her yerinde kısa bir süre içinde saldırı, soygun, vandalizm ve kundaklama olayları yaşandı. Bunlar münferit şiddet eylemleri değil, sistematik ve devlet destekli terördü.

Kırık Camlar Gecesi, açık bir mesaj gönderdi: Yahudiler, Almanya’da hoş karşılanmıyordu. Yahudilere ait mağaza ve işletmelerin hedef alınması, Yahudileri Alman ekonomik hayatından daha da uzaklaştırdı. Yahudi ibadethanelerinin yakılması, Almanya’nın kent siluetlerinden Yahudi yaşamının en görünür biçimini sildi. Yahudilerin evlerinin işgal edilmesi, özel ve en mahrem eşyalarının tahrip edilmesi, Almanya’da hiçbir yerin Yahudiler için güvenli sayılamayacağını gösterdi. Masum Yahudi erkeklerin sebepsiz yere tutuklanması, Nazi rejiminin Yahudileri Almanya’dan kovmak için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi.

Yahudiler, mesajı yüksek sesle ve net bir şekilde duydular. Kırık Camlar Gecesi’nden sonra birçok kişi, Almanya’da kendileri için bir gelecek olmadığına karar verdi.

Dipnotlar

  1. Footnote reference1.

    Sürgün edilenlerin çoğunluğu, uzun süredir Almanya’da yasal olarak ikamet eden kişilerdi. Önemli bir kısmı, Almanya’da doğmuştu. Almanya’da doğanlar, Alman vatandaşlığına sahip değildi çünkü Alman vatandaşlık yasası, bireyin doğum yerine değil, ebeveynlerinin vatandaşlık statüsüne dayanıyordu.

Thank you for supporting our work

We would like to thank Crown Family Philanthropies, Abe and Ida Cooper Foundation, the Claims Conference, EVZ, and BMF for supporting the ongoing work to create content and resources for the Holocaust Encyclopedia. View the list of all donors.

Sözlükçe