
Lwów Pogromu, 1 Temmuz 1941
Alman kuvvetleri, 30 Haziran 1941’de Lwów’u işgal etti. Hemen Yahudi karşıtı şiddete yol açan emirler yayınladılar. Sonraki 24 saat içinde Alman işgalciler ve işbirlikçileri tarafından uygulanan şiddet, geniş katılımlı bir pogroma dönüştü. Pogrom sırasında bazı yerel siviller, işgalcilere ve işbirlikçilerine katılarak Lwów’daki Yahudilere karşı şiddet eylemlerinde bulundu.
Önemli gerçekler
-
1
30 Haziran ve 1 Temmuz tarihleri arasında Alman kuvvetleri ve bazı Ukraynalı milliyetçi aktivistler, Lwów’da halk arasında Yahudi karşıtı şiddet olaylarını kışkırttı. Bu şiddet bir pogroma, Yahudilere karşı bir çete şiddeti patlamasına dönüştü.
-
2
Bu çete şiddetinin bir parçası olarak Yahudiler acımasızca dövüldü, tecavüze uğradı ve öldürüldü. Alman kuvvetleri, bazı Yahudileri de vurarak öldürdüler.
-
3
Lwów pogromu sırasında en az birkaç yüz, muhtemelen de birkaç bin Yahudi öldürüldü.
1 Temmuz 1941’de Alman işgali altındaki Polonya’nın Lwów kentinde (bugünkü Lviv, Ukrayna) Yahudilere karşı bir pogrom patlak verdi. “Pogrom” terimi, Yahudi olmayan gruplar tarafından Yahudilere karşı gerçekleştirilen şiddetli saldırıları ifade etmek için kullanılan Rusça bir kelimedir. O gün bir çete, Yahudilere şiddetle saldırdı. Bu çete Alman kuvvetleri, yeni Ukrayna milis üyeleri, Ukraynalı milliyetçi aktivistler ve aralarında etnik Polonyalılar ve Ukraynalıların da bulunduğu bazı yerel sakinlerden oluşuyordu. Lwów’daki çete şiddeti yağmalama, dayak, tecavüz ve cinayetleri içeriyordu. Pogrom sırasında birkaç yüz ila birkaç bin Yahudi öldürüldü. Çok daha fazlası yaralandı.
Pogrom’dan önce: II. Dünya Savaşı ve Lwów’da Sovyet İşgali
I. Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939’da Lwów’a ulaştı. O gün Alman kuvvetleri, Polonya’nın işgali kapsamında şehri bombaladı. Aynı ayın ilerleyen günlerinde 17 Eylül’de Sovyetler Birliği, doğudan Polonya’ya saldırdı. Alman-Sovyet Paktı’nda Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya’yı aralarında paylaşma konusunda anlaşmıştı. Lwów, Polonya’nın doğusunda belirlenen Sovyet alanında yer almaktaydı. Sovyetler, 22 Eylül 1939’da Lwów’u işgal etti.
Sonraki 21 ay boyunca Sovyet işgalciler, Lwów’daki günlük yaşamı altüst etti. Mevcut sosyal ve ekonomik yapıları dönüştürmeyi amaçlayan yeni politikalar ürettiler. Ayrıca şehirdeki tüm etnik gruplardan düşman olarak gördüklerini tutukladılar, sınır dışı ettiler ve idam ettiler. Alman işgali altındaki Polonya’dan gelen ve aralarında çok sayıda Yahudinin de bulunduğu mülteci akını, kaynakları daha da zorladı. Bu koşullar, şehrin üç ana etnik grubu arasında önceden var olan gerilimleri daha da kötüleştirdi: Polonyalılar, Yahudiler ve Ukraynalılar. Yahudi karşıtlığı, 1941 yazında Yahudi olmayan bazı kişilerin Yahudileri Sovyet rejimiyle giderek daha fazla ilişkilendirmesiyle arttı.
Mayıs ve Haziran 1941’de Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne sürpriz saldırısından kısa bir süre önce Sovyet yetkililer, bir dizi tutuklama daha başlattı. Tutuklananların çoğu Sovyetlerin Ukrayna Milliyetçileri Örgütü (OUN) adlı yeraltı, sağcı milliyetçi bir grupla bağlantıları olduğundan şüphelendiği etnik Ukraynalılardı. OUN’un daha radikal bir kolu olan OUN-Bandera (ya da OUN-B), 1940’tan itibaren özellikle Lwów ve çevresindeki bölgede etkili oldu.
Nazi Almanyası, 22 Haziran 1941’de kod adı “Barbarossa Operasyonu” olan bir işgalle Sovyetler Birliği’ne saldırdı. Sonuç olarak Sovyet yetkililerin Lwów’dan kaçmak için sadece birkaç günleri vardı. Sovyetler, hızlı bir geri çekilme hazırlığı yaparken 2.000 ila 3.000 arasında siyasi mahkûmu katlettiler. Bu mahkûmları öldürdüler çünkü onları tahliye edemediler. Sovyetler, aceleyle kurbanların cesetlerini cezaevlerinde ya da cezaevi arazisindeki toplu mezarlarda bıraktı. Öldürülen mahkûmların çoğu, yakın zamanda tutuklanan OUN üyeleri ve aileleriydi. Almanlar, birkaç gün sonra cesetlerini buldular. Bu, Lwów’da patlak veren Yahudi karşıtı şiddetin katalizörlerinden biri olarak işlev görecekti.
30 Haziran 1941: Almanlar, Lwów’u İşgal Etti
Alman ordusu, 30 Haziran 1941’de Lwów’u işgal etti. Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne karşı yürüttüğü savaş, başından itibaren özellikle Yahudilere ve Komünistlere karşı son derece şiddetliydi. Alman kuvvetleri, doğuya doğru ilerlerken Yahudi karşıtı politikalarını ve şiddetlerini de beraberlerinde getirdiler.
Almanlar, Lwów’a OUN-B aktivistleri ve etnik Ukraynalılardan oluşan bir Alman askerî taburuyla (birçoğu yine OUN-B’ye mensuptu) girdi. Bir Ukrayna devleti kurma umuduyla OUN, “Barbarossa Operasyonu” öncesinde Almanlara askerî yardım ve istihbarat desteği sağlıyordu.
Lwów’a vardıktan sonra Almanlar ve OUN-B aktivistleri, Sovyet hapishane katliamı kurbanlarının cesetlerini buldular. Alman yetkililer, yeni kurulan Ukraynalı milislere Yahudileri yakalamalarını emretti. Yahudileri sokaklardan ve evlerinden zorla aldılar. Daha sonra sadece birkaç gün önce katliamların yaşandığı dört cezaevinden üçünden cesetleri çıkarmaya zorladılar. Ayrıca Yahudileri hapishanelere götürürken sözlü ve fiziksel tacizde bulundular.
Hapishanelere vardıklarında Alman işgalciler ve Ukrayna milislerinin üyeleri, Yahudi erkek ve kadınlara hakaret etmeye ve onları dövmeye devam etti. Yahudi erkekler, cesetleri kaldırmak ya da mezardan çıkarmak zorunda kaldılar. Kadınlar ise çürüyen cesetleri temizlemek zorunda kaldılar. Yahudiler, ayrıca cesetleri halka teşhir etmek için ortaya koymaya zorlandılar.
30 Haziran boyunca çete şiddeti başlamadan önce yerel Polonyalılar, Ukraynalılar ve Yahudi olmayan diğer siviller, Almanların emriyle gerçekleştirilen Yahudi karşıtı şiddete tanık oldular. Yahudiler yakalanıp kötü muameleye maruz kaldıkça sokaklarda ve hapishanelerde kalabalıklar oluşmaya başladı. Almanlar ve OUN-B aktivistleri, hapishane katliamından Yahudileri sorumlu tutarak kalabalığı şiddete teşvik etti. Katliam Sovyet yetkililerince gerçekleştirilmiş olmasına karşın bunu yaptılar. Bu yanlış suçlama, Judeo-Bolşevizm adı verilen Yahudi karşıtı komplo teorisini çağrıştırdı. Judeo-Bolşevizm, komünizm için tüm Yahudileri suçluyordu. Hem Nazi hem de OUN-B propagandasının önemli bir unsuruydu. Almanlar ve OUN-B aktivistleri, bu komplo teorisine atıfta bulunarak yerel halk arasında var olan Yahudi karşıtı önyargılardan yararlandılar. Kısa süre sonra kalabalıktan bazı kişiler, Ukraynalı milislerin ve Alman güçlerinin liderliğini takip etti. İnsanlar, kendi inisiyatifleriyle Yahudileri yakalayıp hapishanelere götürdüler. Ayrıca Yahudileri soymaya ve onlara saldırmaya başladılar.
1 Temmuz 1941: Pogrom
Yahudi karşıtı şiddet, 30 Haziran’da Almanların Lwów’u işgal etmesiyle başlamıştı. Ardından 1 Temmuz’da bir pogroma dönüştü. Pogrom sırasında kalabalıklar Yahudileri taciz etti, dövdü ve öldürdü. Bu kalabalıklar arasında yerel Ukraynalılar ve Polonyalılar, münferit Alman askerleri, Ukraynalı milisler ve Ukraynalı milliyetçi aktivistler vardı.
Çete Şiddeti
Bir önceki günde olduğu gibi pogrom şiddetinin çoğu, üç hapishanede ve çevredeki sokaklarda meydana geldi. Alman kuvvetleri ve Ukraynalı milisler Yahudileri, Sovyetler tarafından katledilen esirlerin çürüyen cesetlerini kaldırmaya, temizlemeye ve halka teşhir etmeye zorladıkça sivil kalabalıklar arttı. Hapishanelerdeki sivil kalabalıklar arasında Sovyet katliamı kurbanları arasında kayıp aile üyelerini ve arkadaşlarını arayan insanlar da vardı. Yine Yahudi olmayan siviller de Ukraynalı milislere ve Alman güçlerine katılarak Yahudi erkek ve kadınlara fiziksel ve sözlü tacizde bulundu. Bu büyüyen çetenin üyeleri, ayrıca Yahudi kurbanlarını soydular.
Çete şiddeti, gün boyunca yoğunlaştı. Bu şiddet, halk şiddeti ile şehrin Alman işgalinin bir parçası olarak işlenen şiddet arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı. Çeteler arasında her yaştan Yahudi olmayan erkek ve kadınların yanı sıra yerel siviller, Alman kuvvetleri, Ukraynalı milisler ve OUN-B aktivistleri de vardı. Şehrin çeşitli yerlerinde Yahudileri aşağıladılar, fiziksel olarak taciz ettiler ve onlara saldırdılar. Bazı Yahudiler, hapishanelere elleri ve dizleri üzerinde sürünerek gitmek zorunda bırakıldı. Diğerleri ise kaldırımları çıplak elleriyle ya da diş fırçalarıyla temizlemek zorunda kaldı. Failler daha geleneksel, dinî kurallara uyan Yahudi erkeklerin sakallarını kestiler. Kalabalık, Yahudi karşıtı hakaretler yağdırdı ve Yahudileri dövdü. OUN-B aktivistleri ve Alman yetkililer, Judeo-Bolşevizm adındaki sahte komplo teorisini desteklemeye devam ettiler. Örneğin bazı Yahudileri Sovyet şarkıları söylemeye ve Sovyet lideri Josef Stalin için tezahürat yapmaya zorladılar.
Aralarında gençlerin ve çocukların da bulunduğu kalabalıktaki failler Yahudi kadınların saçlarını çektiler, onları tartakladılar ve bazen kıyafetlerini çıkardılar. Bazı kadınlar, tecavüze uğradı. Yahudilere yönelik şiddet kalabalıktaki insanların Yahudileri itip kakması, tekmelemesi ve sopa ve aletler gibi çeşitli nesnelerle dövmesiyle ölümcül bir hâl aldı. Bu çete şiddeti, Lwów’da sayısı bilinmeyen Yahudinin öldürülmesiyle sonuçlandı.
Ertesi gün şiddet olayları azaldı. Bazı şiddet olayları öğleden sonra da sürdü. Yine Yahudiler Sovyet hapishane katliamı kurbanlarının cesetlerini çıkarmak, temizlemek ve sergilemekle görevlendirildi. 2 Temmuz’un sonunda Alman yetkililer, pogrom şiddetine son verdi. Bununla birlikte hafta boyunca ve Temmuz ayı sonlarında Yahudilere yönelik münferit yerel sivil saldırı olayları meydana geldi.
Alman İşgalciler Tarafından Uygulanan Şiddet
Pogromla aynı gün işgalci Alman yetkililer, hapishanelerde birkaç yüz Yahudiyi öldürdü. Bu Yahudiler arasında o günün erken saatlerinde pogrom şiddetinin kurbanı olan kişiler de vardı. Özellikle de Sovyet hapishane katliamı kurbanlarının cesetlerini kaldırmakla görevlendirilen Yahudi erkeklerin işkence görmesi ve kurşuna dizilmesi muhtemeldi. Örneğin Alman kuvvetlerinin 100 kadar Yahudiyi kurşuna dizdiği Brygidki hapishanesinde durum böyleydi.
Lwów’da Pogrom Kurbanları ve Holokost’un Başlangıcı
Görgü tanıklarının çelişkili ifadeleri ve Lwów’da Alman işgalinin ilk haftasında yaşanan kaos, pogromda öldürülen Yahudilerin sayısını tahmin etmeyi zorlaştırmaktadır.
En yaygın tahmin, 4.000 kurban olduğu yönündedir. Ancak tahminler, 2.000 ila 8.000 arasında değişmektedir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, bu rakamların çok yüksek olduğunu göstermektedir. Bu sayılar, büyük olasılıkla hem pogrom kurbanlarını hem de Temmuz 1941 boyunca Almanlar tarafından gerçekleştirilen infazların kurbanlarını içermektedir.
Pogromda en az birkaç yüz Yahudi öldürüldü. Çok daha fazla sayıda Yahudi aşağılandı, vahşice saldırıya uğradı ve yaralandı.
Temmuz 1941’in başlarındaki şiddet, Lwów’daki Holokost’un sadece başlangıcıydı. Sonraki üç yıl boyunca Lwów’daki Yahudiler zorla çalıştırma, gettolaştırma, toplu silahlı saldırılar ve öldürme merkezlerine sürgünlere maruz kaldı. Savaşın sonunda bölgedeki Yahudilerin çoğu öldürülmüştü.