<p>Varşova gettosu ayaklanması sırasında Alman askerleri küçük bir direniş grubuna karşı top doğrultuyor. Varşova, Polonya, 19 Nisan–16 Mayıs 1943.</p>

Varşova Gettosu Ayaklanması

22 Temmuz ile 12 Eylül 1942 arasında Alman makamları, Varşova gettosunda yaklaşık 300.000 Yahudiyi sürmüş ya da öldürmüştür. SS ve polis birimleri, 265.000 Yahudiyi Treblinka öldürme merkezine sürmüş ve 11.580 Yahudiyi de zorunlu çalışma kamplarına göndermiştir. Almanlar ve destekçileri, sürgün faaliyetleri sırasında Varşova gettosunda 10.000’den fazla Yahudiyi öldürmüştür. Alman makamları, yalnızca 35.000 Yahudinin gettoda kalmasına izin verirken 20.000’den fazla Yahudi gizlenerek gettoda kalmıştır. Varşova gettosunda kalan en az 55.000-60.000 Yahudi için sürgün kaçınılmaz görünmekteydi.

Sürgünlere karşılık olarak 28 Temmuz 1942’de bazı yeraltı Yahudi örgütleri, Yahudi Muharebe Örgütü (Zydowska Organizacja Bojowa, ZOB) olarak bilenen silahlı bir meşru müdafaa birimi oluşturmuştur. Kabaca tahminlere göre kuruluşunda ZOB’nin büyüklüğü 200 üye kadardır. Revizyonist Parti (Betar olarak bilinen sağ kanat Siyonistler) bir başka direniş örgütü olarak Yahudi Askerî Birliği’ni (Zydowski Zwiazek Wojskowy, ZZW) oluşturmuştur. İlk başlarda ZOB ile ZZW arasında gerginlik olmasına karşın her iki grup da Almanların gettoyu imha etme girişimlerine karşı koymak için birlikte çalışmaya karar vermiştir. Ayaklanmanın olduğu sırada ZOB’nin saflarında yaklaşık 500 ve ZZW’nin saflarında ise yaklaşık 250 savaşçı bulunmaktaydı. Polonya askerî yeraltı hareketi (Armia Krajowa, ya da Vatan Ordusu) ile temas kurma çabaları 1942 yazında başarılı olmamakla birlikte, ZOB Ekim ayında Vatan Ordusu ile temas kurmuş ve Vatan Ordusu temaslarından çoğu tabanca olmak üzere az sayıda silah ve patlayıcı edinmiştir.

Reichsführer-SS (SS Amiri) Heinrich Himmler’in Ekim 1942 tarihli Varşova gettosunun tasfiye edilmesi ve burada oturanlardan askerliğe uygun olanların Generalgouvernement’in (Genel Hükümet) Lublin bölgesindeki zorunlu çalışma kamplarına sürülmesi emri doğrultusunda Alman SS ve polis birimleri, 18 Ocak 1943’te Yahudilerin Varşova’dan toplu olarak sürülmesine devam etmeye çalışmıştır. Tabancalı bir grup Yahudi savaşçı, Umschlagplatz’a (transfer noktası) gitmeye zorlanan bir Yahudi koluna sızmış ve önceden kararlaştırılmış bir işaret geldiğinde koldan ayrılarak Alman muhafızlarla çarpışmıştır. Çıkan muharebede Yahudi savaşçıların çoğu ölmüştür. Ancak bu saldırı, Umschlagplatz‘ta kollar hâlinde dizilmiş Yahudilere kaçışma şansı tanıyacak kadar Almanların kafasını karıştırmıştır. Almanlar, Sürgün edilecek 5.000-6.500 kadar getto yerleşimcisini ele geçirdikten sonra 21 Ocak’ta sürgünleri askıya almıştır. Sürgünleri durdurmuş olabileceğine inandıkları bu direnişin açık başarısından cesaret alan getto nüfusu mensupları, Almanların nüfusu azaltılan gettoda kalan tüm Yahudileri son bir sürgün ile gönderme girişiminde bulunacak olması durumunda bir ayaklanmaya hazırlık olarak yeraltı barınakları ve sığınakları inşa etmeye başlamıştır.

Alman kuvvetleri, Varşova gettosunu tasfiye harekâtına Fısıh Bayramı’nın (Hamursuz Bayramı) arife günü olan 19 Nisan 1943’te başlamak niyetindeydi. SS ve polis birimleri o günün sabahı gettoya girdiğinde sokaklardan el ayak çekilmişti. Gettoda oturanların neredeyse tamamı, gizlenme yerlerine ya da barınaklara girmişti. Sürgünlere yeniden başlanması getto içinde silahlı bir ayaklanmanın göstergesiydi.

ZOB komutanı Mordecai Anielewicz, Varşova gettosu ayaklanmasında Yahudi savaşçıları komuta etmiştir. Silah olarak tabancaları, el bombaları (çoğu ev yapımı) ve birkaç otomatik silah ile tüfeği bulunan ZOB savaşçıları, mücadelenin ilk gününde Almanları ve destekçilerini sersemletmiş ve Alman kuvvetlerini getto duvarının dışına geri çekilmeye zorlamıştır. Alman komutanı SS Generali Jürgen Stroop, gettoya yapılan ilk saldırı sırasında ölüler ve yaralılar olmak üzere 12 adamını kaybettiğini rapor etmiştir. Ayaklanmanın üçüncü gününde Stroop’un SS ve polis kuvvetleri, kalan Yahudileri gizlendikleri yerden çıkmaya zorlamak için gettodaki binaları bir bir yerle bir etmeye başlamıştır. Yahudi direniş savaşçıları barınaklarından tek tük baskınlar düzenlemiş, ancak Almanlar gettoyu sistematik olarak eksilterek enkaza çevirmiştir. Alman kuvvetleri, 8 Mayıs’ta ele geçirdikleri 18 Mila Caddesi’nde bulunan ZOB komuta barınağına düzenledikleri bir saldırıda Anielewicz ve beraberindekileri öldürmüştür.

Alman kuvvetleri, bu organize askerî direnişi ayaklanmanın başlamasından sonra günler içerisinde kırmış olsa da tek tek kişiler ve küçük gruplar yaklaşık bir ay süreyle gizlenmiş ya da Almanlar ile çarpışmıştır.

Stroop, Alman zaferini sembolleştirmek için 19 Mayıs 1943’te Tlomacki Caddesi’ndeki Büyük Sinagogun yıkılması emrini vermiştir. Getto ise harabeye dönmüştür. Stroop, 56.065 Yahudiyi ele geçirdiğini ve 631 barınağı imha ettiğini raporlamıştır. Kendisine bağlı birimlerin ayaklanma sırasında 7.000’e yakın Yahudi öldürdüğü tahmininde bulunmuştur. Alman makamları, ayrıca yaklaşık 7.000 Varşovalı Yahudiyi Treblinka öldürme merkezine sürmüş ve buraya geldikten sonra tamamına yakını gaz odalarında öldürülmüştür. Almanlar, kalan Yahudilerin hemen hepsini (yaklaşık 42.000) Lublin/Majdanek toplama kampına ve Poniatowa, Trawniki, Budzyn ve Krasnik zorunlu çalışma kamplarına sürmüştür. Budzyn ve Krasnik’teki birkaç bin zorunlu işçi hariç olmak üzere, Alman SS ve polis birimleri Lublin/Majdanek, Poniatowa ve Trawniki’ye sürülen Varşova Yahudilerinin neredeyse tümünü sonradan Kasım 1943’te “Hasat Festivali Harekâtı”nda (Unternehmen Erntefest) öldürmüştür.

Almanlar, Varşova gettosunu üç gün içinde tasfiye etmeyi planlamış, ancak getto savaşçıları bir aydan fazla dayanmıştır. 16 Mayıs 1943’te ayaklanmanın bitişinden sonra bile gettonun harabelerinde gizlenen münferit Yahudiler, Almanların ve destekçilerinin devriyelerine saldırmaya devam etmiştir. Varşova gettosu ayaklanması, en büyük ve sembolik olarak en önemli Yahudi ayaklanmasıdır ve Alman işgalindeki Avrupa’da ilk şehir ayaklanması olmuştur. Varşova’daki direniş, gettolardaki (örneğin, Bialystok ve Minsk) ve öldürme merkezlerindeki (Treblinka ve Sobibor) diğer ayaklanmalar için ilham kaynağı olmuştur.

Günümüzde Holokost kurbanlarını ve hayatta kalanları anmak için düzenlenen Anma Günü törenleri, Varşova gettosu ayaklanmasının tarihleriyle ilişkilidir.