1941–1943 arasında Nazi işgali altındaki Doğu Avrupa'daki 100 kadar Yahudi gettosunda yeraltı direniş eylemleri başladı. Direnişçilerin asıl hedefi ayaklanmaları organize etmek, gettolardan çıkmayı sağlamak ve Almanlara karşı verilen savaşta partizanların yanında yer almaktı. Yahudiler ayaklanmaların Almanları durdurmayacağını biliyordu ve yalnızca çok az sayıdaki direnişçi partizanlara katılabildi. Yine de Yahudiler Almanlara karşı direnme kararı aldı. Dahası, en olumsuz koşullar altında dahi, Yahudi esirler bazı Nazi kamplarında, hatta Treblinka, Sobibor ve Auschwitz'deki ölüm merkezlerinde direniş ve ayaklanmaya başlatmayı başardı. Kruszyna (1942), Minsk Mazowiecki (1943) ve Janowska'da (1943) da ayaklanmalar meydana geldi. Pek çok diğer kamplarda da tutuklular partizan birimlerine katılmak için kaçış organize etti.
İnşaat hâlindeki 4 numaralı krematoryum. Bu krematoryum, daha sonra kamptaki bir ayaklanma sırasında tahrip edilmiştir. Auschwitz–Birkenau, Polonya, 1942–1943 kışı.
Sonradan Auschwitz kampında hapsedilen Ala Gartner'in savaş öncesi portresi. Kamptaki direniş hareketine katıldı ve Auschwitz'deki Krematoryum 4'ün yıkılmasına yol açan barutu kaçak yolla kampa sokmaktan idam edildi. Bezdin, Polonya, 1930'lar.
Esther Polonya, Chelm'de orta sınıf bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aralık 1942'de çalışma kamplarından birinden işgal edilmiş Polonya'daki Sobibor ölüm merkezine gönderildi. Sobibor'a gelmesinin ardından, depolar için eşya ayrımı yapmak üzere seçildi. Kampta ölen insanların elbiselerini ve sahip oldukları şeyleri ayırıyordu. 1943 yazı ve sonbaharı sırasında, Ester Sobibor'da ayaklanma çıkarıp kaçmayı planlayan esir grubunun arasındaydı. Leon Feldhendler ve Aleksandr (Sasha) Pechersky grubun liderleriydi. Ayaklanma 14 Ekim 1943'te meydana geldi. Alman ve Ukraynalı gardiyanlar ana kapıya ulaşamayan, bu nedenle mayın tarlasından geçmek zorunda kalan esirlere ateş açtı. Yaklaşık 300 esir kaçmayı başardı. 100'den fazla esir yeniden tutuklandı ve öldürüldü. Ester kaçmayı ve sağ kalmayı başaranlardan bir tanesiydi.
1939'da Chaim'in Polonya ordusundaki görev süresi sona ermek üzereydi ki Almanya Polonya'yı işgal etti. Almanlar Chaim'i tutukladı ve zorunlu çalıştırma için Almanya'ya gönderdi. Chaim daha sonra Yahudi savaş esiri olarak Polonya'ya geri döndü. Son olarak ailesinin geri kalan üyelerinin öldürüldüğü Sobibor kampına sevk edildi. 1943 Sobibor ayaklanması sırasında Chaim gardiyanlardan birini öldürdü. O zamanlarda kız arkadaşı olan, sonraları evleneceği Selma ile kaçtı. Haziran 1944'te Sovyet Kuvvetleri kampa girene kadar çiftçinin birinin yardımıyla saklandılar.
Almanlar 1939'da Polonya'yı işgal ederken Polonya ordusunda askerliğini yapan Chaim'i tutukladı. Chaim'i önce zorunlu çalıştırma için Polonya'ya gönderdiler, ama Yahudi savaş esiri Polonya'ya döndü. Son olarak ailesinin geri kalan üyelerinin öldürüldüğü Sobibor kampına sevk edildi. 1943 Sobibor ayaklanması sırasında Chaim gardiyanlardan birini öldürdü. O zamanlarda kız arkadaşı olan, sonraları evleneceği Selma ile kaçtı. Haziran 1944'te Sovyet Kuvvetleri kampa girene kadar çiftçinin birinin yardımıyla saklandılar.
Chaim'in ailesi babasının tekstil dükkânı işlettiği küçük bir kasabadandı. Brudzew'de Yahudi karşıtı katliamlar patlak verdiğinde, Engel ailesi sanayi kenti Lodz'a taşındı. Chaim o zaman 5 yaşındaydı. Lodz'da aynı zamanda laik eğitim veren bir Yahudi okuluna gitti. Ortaokulu bitirmesinin ardından, Chaim amcasının tekstil fabrikasında çalışmaya başladı.
1933–39: Lodz'daki komşularımızın çoğu Yahudi olduğu için, arkadaşlarım da genellikle Yahudiydi. Yetişkin bir erkek olarak, zorunlu askerlik görevime başladım. 1 Eylül 1939'da görevimin bitmesine iki hafta kala Almanlar Polonya'yı işgal etti. Birkaç hafta sonra savaş esiri olarak alıkonuldum. Alman komutanlardan biri benim de Yahudi olduğumu öğrendi. Ancak beni öldürmedi. Zorunlu çalışma için Almanya'ya götürüldüm.
1940–44: Mart 1940'ta Yahudi savaş esirlerinin tümü Polonya'ya döndü. 1942 yazında, Sobibo ölüm kampına sürgün edildim. Ekim 1943'te ise küçük bir esir grubu ayaklanma çıkardı. Nezaretçimizi bıçaklayarak öldürdüm. Her darbede “Bu babam için, bu annem için, bu da öldürdüğün tüm Yahudiler için” diye bağırdım. Bıçak elimden kaydı, ben de yaralandım ve kan içinde kaldım. Kaos ortamı oluştu. Esirlerin çoğu ana kapıdan kaçtı. Bazıları mayına bastı. Bazıları ise pes etmişti ve koşmadı bile. Kız arkadaşımı yakaladım ve ormana doğru kaçtık.
Chaim kız arkadaşı Selma ile ormanda saklandı. Savaştan sonra Chaim ve Selma evlenerek Avrupa ve İsrail'de hayatlarına devam etti. Engels ailesi 1957'de Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti.
Tomasz, nüfusunun yüzde 90’ından fazlası çoğunlukla dindar Yahudilerden oluşan bir Polonya kasabası olan Izbica’da bir Yahudi ailede doğdu. Tomasz'ın babasının bir alkollü içki dükkânı vardı.
1933–39: Eylül 1939’da pazar yerinde bir davul sesi duyuldu. Kasabadakilerin bir duyuru için toplanması isteniyordu. Almanya Polonya’yı işgal etmişti. Kısa süre sonra yeni haberler geldi. Sovyetler Birliği de doğuyu işgal ediyordu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Bazıları Sovyet tarafına kaçmamız gerektiğini söylüyordu. Annem ve babam dâhil, pek çok kişi Izbica’da kalmaya karar verdi. Babam verdiği kararı bize açıklarken, "Almanlar Yahudi karşıtı olabilir ama yine de insandır" demişti.
1940–43: 1943’te Sobibor imha kampına sürüldüm ve o yıl çıkan ayaklanmaya katıldım. İsyan sırasında mahkûmlar dikenli telleri olan çitlerde açılan deliklerin birinden peşi sıra kaçmaya başladı. Kimsenin sırada bekleyecek hâli yoktu. Makineli tüfekle bize ateş ediliyordu. İnsanlar çite tırmanıyorlardı. Ben tam yarı yoldayken çit çöktü ve ben altında kaldım. Bu hayatımı kurtardı. İlk kaçanlar mayınlara yakalanmıştı. Çoğu geçtikten sonra çite takılan ceketimden sıyrıldım ve ormana varana kadar koştum.
Tomasz gizlendi ve sonraları Polonya yeraltı örgütünde kurye olarak çalıştı. Savaştan sonra, Polonya’da kaldı. Ardından 1959’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti.
Varşova gettosundaki ayaklanma, diğer gettolardaki ve ölüm merkezlerindeki isyanlar için yol açtı. Birçok mücadeleci ezici derecede güçlü olan Alman güçlerine karşı kaybetmeye mahkûm olduklarını bilseler de savaşarak ölmeyi tercih etti.
Mayıs 1943’te Treblinka’ya son gönderilen Yahudi grubu gaz verilerek öldürüldükten sonra, kampta yaklaşık 1.000 Yahudi mahkûm kalmıştı. Yakında öldürüleceklerinin farkında olan mahkûmlar isyan çıkarmaya karar verdi. 2 Ağustos’ta, kürekler, kazmalar, cephanelikten çalınmış birkaç silahla kampın bir kısmını ateşe verdiler ve dikenli tellerden dışarı kaçtılar. Yaklaşık 300 mahkûm kaçmayı başardı ve bunların yaklaşık üçte biri Almanların yeniden yakalama çabalarından kurtularak hayatta kaldı.
Sobibor’dan iki mahkûm, Aleksander Pechersky ve Leon Feldhendler 1943’te benzer bir isyan planladı. 14 Ekim’de mahkûmlar, 11 kamp muhafızını öldürerek kampı ateşe verdi. Yaklaşık 300 mahkûm kaçtı, ancak hemen ardından başlayan insan avı sırasında çoğu öldürüldü. Savaşın sonunda ellisi hayatta kaldı.
Auschwitz-Birkenau’da Sonderkommando mahkûmları (görevi, katledilen kurbanların cesetlerini yakmak olan özel birlik) kendilerinin de öldürüleceklerinin planlandığını öğrendi. 7 Ekim 1944’te bunlardan bir grup üç muhafızı öldürüp, krematoryumu havaya uçurarak baş kaldırdı. Birkaç yüz mahkûm kaçtı, ancak çoğu daha sonra yeniden yakalanıp öldürüldü. Dinamit sağlamaktan suçlanan dört genç kadın, diğer mahkûmların gözü önünde asıldı. Bunlardan biri olan 23 yaşındaki Roza Robota, ayaklarının altındaki kapak açılırken, "Güçlü olun, cesur olun" diye bağırıyordu.
We would like to thank Crown Family Philanthropies, Abe and Ida Cooper Foundation, the Claims Conference, EVZ, and BMF for supporting the ongoing work to create content and resources for the Holocaust Encyclopedia.
View the list of all donors.