Your browser is out of date and may not support some of the features of this webpage. Please consider updating your browser or using another.
Nazi Öldürme Merkezleri neydi?
Nazi Almanyası, Yahudileri gaz odalarında öldürdükleri öldürme merkezleri kurdu. Öldürme merkezleri, “ölüm kampları” ya da “imha kampları” olarak da adlandırılır.
View this term in the glossary
Holokost sırasında Naziler, Yahudileri ve diğer kurbanları zehirli gaz kullanarak öldürmek için öldürme merkezleri inşa etti. Nazilerin öldürme merkezleri, bazen “imha kampları” ya da “ölüm kampları” olarak da adlandırılır. Naziler, Avrupa’daki Yahudileri öldürme planı olan “Nihaî Çözüm”ün bir parçası olarak Yahudileri öldürme merkezlerinde öldürdüler. Naziler, öldürme merkezlerinde kurbanlarını öldürmeden önce onları kandırıyor, terörize ediyor ve insanlıktan çıkarıyorlardı.
Naziler neden Yahudileri ölüm merkezlerinde öldürdü?
Naziler, aşırı Yahudi karşıtlığı nedeniyle özellikle Yahudileri hedef aldılar. Yahudi karşıtlığı, Yahudi halkına karşı önyargı ya da nefret bağlamında şekillenmiş bir anlayıştır. Nazilerin Yahudi karşıtlığı, aşırı boyutlardaydı. Yahudilerin ayrı ve aşağı bir ırk olduğuna yönelik bir fikre dayanıyordu. Yahudi karşıtlığı, Nazilerin Yahudi halkını hedef almasına ve bugün Holokost olarak bilinen soykırımı gerçekleştirmesine yol açtı.
I. Dünya Savaşı sırasında (1939–1945) Naziler, Yahudileri zehirli gazla öldürmek için öldürme merkezleri inşa ettiler. Naziler ve ortakları, öldürme merkezleri inşa etmenin yanı sıra Yahudileri başka yerlerde ve başka şekillerde de öldürdüler. Buna gettolarda ve kamplarda hapsedilen Yahudilerin aç bırakılması ve istismar edilmesi de dâhildi. Ayrıca toplu silahlı saldırı operasyonlarında Yahudi topluluklarının tamamı öldürüldü.
Naziler kaç tane öldürme merkezi inşa etti?
Nazi Almanyası, Yahudileri öldürmek için beş öldürme merkezi kurdu ve işletti. Adları şöyleydi:
Chełmno (Almanca’da Kulmhof olarak adlandırılır),
Belzec,
Sobibor,
Treblinka ve
Auschwitz-Birkenau.
Naziler, bu beş bölgenin her birini özellikle Yahudilerin toplu katliamı için oluşturmuştur. Öldürme merkezlerinde Naziler, her yaştan ve birçok ülkeden Yahudiyi öldürdüler.
Nazi öldürme merkezleri neredeydi?
Öldürme merkezlerinin çoğu, çok fazla insanın yaşamadığı kırsal bölgelerde yol dışında bulunuyordu. Bu nedenle halkın gözünden oldukça iyi gizlenmişlerdi. Ancak öldürme merkezleri, genellikle kırsal alanlarda olsa da demiryolu hatları ile erişilebilir durumdaydı. Bu sayede Naziler ve yardımcıları, insanları trenle öldürme merkezlerine taşıyabiliyorlardı. Bazen Naziler, kamyon da kullanıyorlardı. Bu nakiller, genellikle “sürgün” olarak adlandırılır.
Beş öldürme merkezinin hepsi de milyonlarca Yahudinin yaşadığı Alman işgali altındaki Polonya’da bulunuyordu.
Naziler, öldürme merkezlerinde Yahudileri nasıl öldürdü?
Öldürme merkezlerinde Naziler, Yahudileri kapalı bir alana tıkıştırıp zehirli gaza maruz bırakarak öldürdüler. Kurbanlar, boğulma sonucu öldüler. “Boğulma,” oksijen eksikliği anlamına gelir. Bazı durumlarda Naziler, öldürme merkezlerinde Yahudileri vurmuştur.
Öldürme merkezlerinde sağ kalan kimse var mıydı?
Nazi öldürme merkezlerine gönderilen Yahudilerin neredeyse tamamı, hemen öldürüldü. Ancak Naziler, beş öldürme merkezinde de az sayıda Yahudi mahkûmu geçici olarak hayatta tuttular. Naziler, bu mahkûmları öldürme işleminin gerçekleştirilmesine yardımcı olmaya zorladı. Bazı mahkûmlar, Nazilerin kurbanlardan çaldığı malları tasnif etmek zorunda kaldılar. Diğerleri, cesetlerde altın dişler de dâhil olmak üzere değerli eşyalar aramak zorunda kaldılar. Fiziksel ve duygusal açıdan en zorlu görevlerden biri, ölü bedenleri gaz odalarından çıkarıp toplu mezarlara ya da krematoryumlara taşımaktı. Krematoryumlar, bazen “fırın” olarak da anılmaktadır.
Naziler, öldürme merkezlerindeki Yahudi mahkûmlara son derece zalimce ve şiddet kullanarak muamele ettiler. Bu işçilerin çoğu, öldürme merkezlerinde çok uzun süre hayatta kalamadı.
Nazi öldürme merkezlerinden kaçabilen oldu mu?
Az sayıda Yahudi, mahkûm öldürme merkezlerinden kaçabildi. Bazıları, tek başına ya da küçük bir grupla kaçtılar. Diğerleri ise Sobibor ve Treblinka öldürme merkezlerindeki isyanlar sırasında kaçtılar. Bu kaçanların birçoğu, daha sonra mahkeme ifadelerinde sözlü tarihlerde ve kitaplarda öldürme merkezlerinde gördüklerini anlattılar.
Naziler, öldürme merkezlerinde kaç Yahudi öldürdü?
Holokost’ta Naziler ve ortakları tarafından katledilen 6 milyon Yahudinin yaklaşık 2,7 milyonu olan Yahudi erkek, kadın ve çocuk, öldürme merkezlerinde öldürüldü. Bu, Holokost kurbanlarının neredeyse yarısına tekabül ediyordu.
İmha kampları soykırımın gerçekleştirilmesi için tasarlanmış ölüm merkezleriydi. 1941–1945 arasında, Naziler eski Polonya sınırında 6 adet imha kampı kurdu: Chelmno, Belzec, Sobibor, Treblinka, Auschwitz-Birkenau (Auschwitz kompleksinin bir parçası olarak) ve Majdanek. Chelmno ve Auschwitz 1939'da Almanya topraklarına katılan bölgelerde kuruldu. Diğer kamplarsa (Belzec, Sobibor, Treblinka ve Majdanek) Polonya Generalgouvernement (Merkezî Hükümeti) bünyesinde oluşturuldu. Auschwitz ve Majdanek ölüm merkezleri olmanın yanı sıra, toplama ve zorunlu çalıştırma kampı olarak da kullanıldı. İmha kamplarındaki kurbanların ezici çoğunluğu Yahudilerden oluşuyordu. 3,5 milyon Yahudi'nin “Nihai Çözüm”ün bir parçası olarak öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Diğer kurbanlar ise Romanlar (Çingeneler) ve Sovyet savaş esirleriydi.
Auschwitz–Birkenau (2. Auschwitz) imha kampındaki gaz odaları ile 2 ve 3 numaralı krematoryumun havadan çekilmiş fotoğrafı. Auschwitz, Polonya, 25 Ağustos 1944.
Auschwitz’de, Almanların kamptaki kurbanların elbiselerini depoladığı ambarlardan biri. Bu fotoğraf, kampın azat edilmesinden sonra çekilmiştir. Auschwitz, Polonya, Ocak 1945 sonrası.
Polonya, Lublin yakınındaki Majdanek ölüm merkezindeki gaz odası kapısının dökümü, Birleşik Devletler Holokost Anı Müzesi tarafından getirildi. Majdanek, bir toplama kampı, zorunlu çalışma kampı ve ölüm merkezi olarak kullanıldı. Majdanek'de bulunan gaz odalarının her biri, hava sızdırmayan metal bir kapı ile kaplanmış ve gaz, içerideki odaya girmeden, söz konusu metal kapı sıkıca kapatılmıştır. SS subayları öldürme sürecini, kapının üst kısmında bulunan delikten izleyebiliyorlardı.
Abraham çocukluğunu Polonya Czestochowa'da geçirdi ve berber oldu. Ailesiyle birlikte 1942'de Czestochowa gettosundan Treblinka imha kampına gönderildi. Treblinka'da Abraham zorunlu işçi olarak seçildi. Gaz odasına alınmalarından önce kadınların saçlarını kesiyordu ve gelenlerin giysilerini seçiyordu. Abraham kamptan 1943'te kaçtı ve Czestochowa'ya gitti. Haziran 1943'ten, Sovyet Kuvvetleri tarafından serbest bırakıldığı, 1945'e kadar kadar zorunlu çalıştırma kampında çalıştı.
1939’da Chaim’in Polonya ordusundaki görev süresi sona ermek üzereyken Almanya Polonya’yı işgal etti. Almanlar Chaim’i tutuklayarak zorunlu işgücü olarak Almanya'ya gönderdi. Chaim daha sonra Yahudi savaş esiri olarak Polonya’ya geri döndü. Son olarak ailesinin geri kalan bireylerinin öldüğü Sobibor kampına sürüldü. 1943 Sobibor ayaklanması sırasında Chaim gardiyanlardan birini öldürdü. Daha sonra evlendiği, kız arkadaşı Selma ile birlikte kaçtı. Haziran 1944'te Sovyet güçleri özgürlüklerine kavuşturana kadar bir çiftçi onları gizledi.
Almanlar Polonya'yı Eylül 1939'da işgal etti. Leo ve ailesi Lodz'daki gettoda tutuldu. Leo üniforma fabrikasında terzi olarak çalıştırılmaya zorlandı. Lodz gettosu 1944'te tasfiye edildi ve Leo Auschwitz'e gönderildi. Ardından zorunlu çalıştırılma için Gross-Rosen'e sevk edildi. Sovyet ordusu ilerken, esirler Avusturya'daki Ebense kampına götürüldü. Ebensee kampı 1945'te dağıtıldı.
Yedi çocuktan biri olan Sarah, Orta Polonya’da bir üretim kasabası olan ve 5.000 gibi büyük bir Yahudi nüfusu barındıran Sokolow Podlaski’de Yiddiş konuşulan dindar bir Yahudi evde büyüdü. Annesi ve babası hububat işi yapıyordu. 1930’da, Sarah Sokolow Podlaski’de devlet ilkokuluna gitmeye başladı.
1933–39: 1937’de 14 yaşındayken orta dereceli okuldan mezun olduktan sonra dul kalan annesine ailenin hububat işlerinde yardım etmeye başladı. İki yıl sonra Almanya Polonya’ya saldırdı. Alman uçakları Sokolow Podlaski'nin pazarını ve diğer sivil hedefleri bombaladı. Alman birlikleri kasabaya 20 Eylül’de girdi ve üç gün sonra ana sinagogu yaktı. Almanlar daha sonra ailenin hububat işine el koydu.
1940–42: Almanlar sonraki iki yıl boyunca Yahudilere çeşitli kısıtlamalar getirdi ve en sonunda elbiselerine belirlenmelerini sağlayan Yahudi yıldızı takmaları emredildi. 28 Eylül 1941’de, Almanlar bir getto kurdu ve şehirdeki Yahudileri burada topladı. Bir yıl kadar sonra Yahudi dinindeki en kutsal bayram olan Kefaret Günü’nde Almanlar gettodaki insanları toplamaya başladı. Direnenler ya da saklanmaya çalışanlar vuruldu. Sarah, annesi ve küçük erkek kardeşi diğer insanlarla birlikte bir trenin yük vagonuna kondu.
22 Eylül 1942’de Sarah ve ailesi Treblinka imha kampına sürüldü. Buraya geldikten kısa süre sonra gaz verilerek öldürüldü. On dokuz yaşındaydı.
Frimit, Yiddiş konuşan dindar bir Yahudi ailenin sekiz çocuğundan biriydi. Bursztyn ailesi, Varşova’da Yahudi semtinin merkezinde oturuyordu ve Frimit'in babasının buradaki Zamenhofa Caddesi’nde işlettiği bir fırını vardı. 1920’de Bursztyn ailesi aynı semtte Mila Caddesi No. 47 adresinde, iki yatak odalı, konforlu bir daireye taşındı. Frimit Varşova’daki devlet okullarına gitti.
1933–39: 1939’a kadar erkek ve kız kardeşlerimden altısı çoktan taşınmıştı. Evde sadece küçük erkek kardeşim ve ben kalmıştık. Anne ve babamızın tüm ilgisinin bizim üzerimizde olmasından hoşnuttuk. Okulu bitirmiştim ve pek çok arkadaşım vardı. Babam kendi işini bırakmış, Varşova’daki muhteşem Kagan Fırını’nda çalışıyordu. Eylül 1939’daki Alman işgali aklımızın ucundan bile geçmemişti. Şehrimiz 28 Eylül’de teslim oldu.
1940–44: Oturduğumuz bina Almanlar tarafından Kasım 1940’ta kapatılan, Varşova gettosunun merkezindeydi. 1 Mayıs 1943’te Majdanek toplama kampına gönderildim. Kampta krematoryumdan gelen dumanlar mahkûmların üzerinde, gökyüzünde bulutlar oluşturuyordu. Ben her gün beş kadınla birlikte gübre ile dolu ağır bir vagonu kampın etrafındaki tarlalar boyunca iterek götürdükçe, günden güne parmaklarım kırılıp şekilsizleşiyorlardı. Fazla yavaş çalışırsak, kırbaçla dövülüyorduk. Bütün o tarlaları çıplak ellerimizle gübreledik.
Frimit sonraki iki yıl içinde başka yedi Nazi kampına daha gönderildi. 27 Nisan 1945’te Turkheim çalışma kampında özgürlüğe kavuştu. 1949’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti.
Selma, Wijnberg ailesinin dört çocuğundan en küçüğü ve tek kızıydı. Yedi yaşındayken ailesi Hollanda’nın Zwolle şehrinde bir iş kurmak üzere Groningen’den ayrıldı. Bölgede seyahat eden Yahudi iş adamları arasında popüler olan küçük bir otel işletiyorlardı. Her Cuma günü bir sığır pazarı kuruluyordu ve pek çok sığır tüccarı kahve içmeye ve iş görüşmesi yapmaya Wijnberg’in oteline geliyordu.
1933–39: Evde Yahudi geleneklerini uyguluyorduk. Çünkü annem dindar bir kadındı. Otelimizde Yahudi beslenme usulleri uygulanıyordu. Cuma akşamı duaları bittikten sonra evde masanın etrafında toplanır, İbranice şarkılar söylerdik. Ayrıca her Cumartesi sinagoga gider, eve döndüğümüzde de harika bir yemek yerdik. Siyonist faaliyetlerinde çok aktiftim ve her yaz Siyonist kamplarına katılırdım.
1940–44: Mayıs 1940’ta Almanlar Hollanda’yı işgal etti. 1943’te Sobibor ölüm kampına sürüldüm. Orada çalışmak üzere sağ bırakılan az sayıda kişiden biriydim. Sobibor’daki ilk günümün sonunda, 1 numaralı kampın açık alanında yoklama için toplandık. 3 numaralı kampta ateş vardı. Yoğun bir yanık et kokusu geliyordu. Birisi bana "Şu ateş ne biliyor musun?" diye sordu. Başımı salladım. Beraber getirildiğimiz insanların cenaze ateşi olduğunu söyledi. Sonra Almanlar, bir mahkûm keman çalarken çiftler hâlinde dans etmemizi istedi.
Bildiği kadarıyla Selma Sobibor imha kampından sağ kurtulan tek Hollandalı mahkûm. Savaştan sonra evlendi. 1957’de kocasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti.
We would like to thank Crown Family Philanthropies, Abe and Ida Cooper Foundation, the Claims Conference, EVZ, and BMF for supporting the ongoing work to create content and resources for the Holocaust Encyclopedia.
View the list of all donors.